GÜNÜN MESAJI

GÜNÜN MESAJI

16 Ekim 2018

Osman Nuri Topbaş
Ölüm, kişinin husûsî kıyâmetidir. Kıyâmetimizden evvel uyanalım ki, nedâmete uğrayanlardan olmayalım. Ölümden kaçılacak hiçbir mekân yoktur. O hâlde “Allâh’a koşun…” (ez-Zâriyât, 50) hitâbından nasîb alarak, kendimize rahmet-i ilâhiyyeyi yegâne sığınak ve barınak edinmeliyiz.
GÜNÜN MESAJI

16 Ekim 2018

Osman Nuri Topbaş
Bir rahmet toplumu olan ecdâdımız Osmanlı’da merhamet insanı o kadar inceltti ki; akıl hastalarına bile “deliler” değil “muhterem âcizler” denildi. Bu merhamet kuşlara kadar uzandı. Camilerin duvarlarına kuş yuvaları konuldu. Yaralı göçmen kuşlara hizmet eden vakıflar kuruldu. Toplum öyle bir zarâfet ve nezâkete ulaştı ki; pencere pervazına işaret olarak konulan özel bir çiçekle o evde bir hastanın olduğunu ifade etmek kâfî idi. Artık o sokaktan satıcılar sessizce geçer, çocuklar orada gürültü etmezlerdi. Dünün bu diğergâmlığı mı gerçek medeniyettir, yoksa bugünün vurdumduymazlığı mı?..  
GÜNÜN MESAJI

15 Ekim 2018

Osman Nuri Topbaş
İnsan ibret almaz mı ki, her fânî varlığın tazelik ve zindeliği zaman değirmeninde dâimî bir sûrette öğütülmektedir! Âhiretten habersiz yaşanan bir hayat ile nefsânî arzuları tahrik eden fânî oyuncaklara dalıp gitmek, büyük ve sonsuz istikbal karşısında ne korkunç bir aldanıştır!
GÜNÜN MESAJI

15 Ekim 2018

Osman Nuri Topbaş
Ebedî kurtuluşumuz için, nefse, şeytana ve kötü insanların şerrine karşı son nefese kadar “takvâ libâsı”na bürünmemiz şarttır. Takvâ libâsı ise; kendimizi dâimâ ilâhî müşâhede altında bilerek, Cenâb-ı Hakk’ın râzı olmadığı hâl, tavır ve davranışlardan titizlikle sakınmaktır. Bu hususta bir an bile nefse ve şeytana karşı gâfil kalmamaktır. Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz’in; “Yâ Rabbi! Beni göz açıp kapayıncaya kadar bile nefsime bırakma!..” niyâzını hayat düstûru edinmektir.
GÜNÜN MESAJI

14 Ekim 2018

Osman Nuri Topbaş
Dünyanın fârik vasfı, vefâsızlıktır. Verdiğini bir gün mutlaka geri alır. Kendisine bağlananları çok çabuk fedâ eder. Bir gün yükseltir, ertesi gün kuyunun dibine indirir. Gölge gibidir. Onu yakalamak istersen dâimâ kaçar. Sen kaçarsan da peşini bırakmaz…
GÜNÜN MESAJI

14 Ekim 2018

Osman Nuri Topbaş
Kur’ân’ın mânâ iklimine girmeyen gâfiller, hayatın ancak dış yüzünü bilirler de, derûnî âlemin hikmet ve hakîkatlerinden mahrum kalırlar. Onlar, ömür boyu dünyâ lezzetleri ve şehvetlerinin peşinde koşar dururlar; lâkin cihânın var oluş hikmetinden gâfildirler. Onlar, bu dünya sofrasından oburca istifâde ederler. Lâkin sofranın gerçek sahibi olan “Rezzâk”ı tanımazlar. Mezarlara yakınlarını gömerler de, toprağın altındaki büyük mâcerâdan habersiz yaşarlar. Onlar, selvilerin harfsiz-sözsüz lisânından anlamazlar. Zelzele, fırtına ve türlü musîbetlerle îkaz tokadı yediklerinde bile hakîkatlere sırt dönerler, “tabiî âfetler” yaygarası ile sahte tesellîlere sığınırlar, kaçacak delik ararlar. Ne gariptir ki, ilâhî mülkte yaşarlar, fakat mülkün gerçek sahibine düşman kesilirler…
GÜNÜN MESAJI

13 Ekim 2018

Osman Nuri Topbaş
Ecdâdımız Osmanlı, muazzam bir vakıf medeniyeti tesis etti. Vâlide Sultanlar geride mîras olarak kıymetli mücevherat bırakmadılar; cami, medrese ve külliyeler bıraktılar, büyük bir sadaka-i câriye serveti bıraktılar. Peki bizler bugün o şanlı ecdâda ne kadar lâyık olabiliyoruz?..
GÜNÜN MESAJI

13 Ekim 2018

Osman Nuri Topbaş
İbadetlerimizin keyfiyeti, aynı zamanda kalbimizin mânevî grafiği gibidir. Kendimizi bu hususta sık sık kontrol etmeliyiz. Meselâ; –Namaz bizi ne kadar huşûya/Allah korkusuna, yüksek bir edep ve hürmete sevk ediyor? Fahşâ ve münkerden, haram ve kerahatlerden ne kadar alıkoyuyor? Namazın kadr ü kıymetini ne kadar idrâk edebiliyoruz? Cenâb-ı Hakk’a secde edebilme nîmetinin ne kadar şükrü içindeyiz?.. –Oruç bizi ne kadar takvâya sevk ediyor? Merhamet ve şefkatimizi artırıyor mu? Cenâb-ı Hakk’ın nîmetlerini tefekküre vesîle olup şükür duygularımızı geliştiriyor mu? Bizi dedikodulardan, boş lâflardan, mâlâyânî ile iştigalden koruyor mu?.. –Zekât, infak, sadaka verirken seviniyor muyuz? Yoksa “malım azaldı” diye hayıflanıyor muyuz? Cenâb-ı Hakk’ın bize mülkü bir imtihan olarak verdiğini, malı azaltıp çoğaltmasının da O’nun bir imtihanı olduğunu düşünebiliyor muyuz?.. Hac ibadeti bizi fısk, cidal, refesten koruyup bir kefen iklimine götürüyor mu? Hayat boyu şeytanın peşimizde olduğu idrâki içinde sâlih amellere  gayret ederek ne kadar şeytanı taşlayabiliyoruz?.. Amel-i sâlihlerimizle, nefs ve şeytanın şerrinden Cenâb-ı Hakk’a ne kadar sığınabiliyoruz?.. –Bir din kardeşimizin derdiyle alâkadar olmak, bize külfet mi geliyor, rahmet mi?.. İşte bütün bunlar, Cenâb-ı Hakk’a yakınlık ve muhabbetimizin seviyesini gösteren bir ayna hükmündedir.
GÜNÜN MESAJI

12 Ekim 2018

Osman Nuri Topbaş
Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz bir rahmet medeniyeti tesis etti. Sahâbeden Câbir (r.a.) diyor ki: “İmkanı olup da vakıf kurmayan, vakfetmeyen hiçbir sahâbî bilmiyorum.” (İbn-i Kudâme, el-Muğnî, V, 593) Vakıf, İslâm’ın insana ve mahlûkâta bakış tarzının en güzel ifadesidir.