Allah Teâlâ, İslâm Dışındakilere Benzemememizi İstiyor
Meselâ 10 Muharremʼde bir yahudi geldi:
“–Biz de oruç tutuyoruz.” dedi. “Mûsâ bugün Firavunʼu Kızıldenizʼde gömdü.” dedi.
Efendimiz dedi ki:
“–Mûsâʼya biz sizden daha yakınız.” dedi. (Bkz. Buharî, Savm, 69, Enbiyâ, 22; Müslim, S›yâm, 127/1130)
O zaman dedi ashâb-ı kirâma:
“–Biz o zaman 10 Muharremʼde bir gün ekleriz.” dedi, yahudilere benzememek için.
İbadette bile benzemedi. İbadette bile “غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ”
Bunu sahâbe ne güzel tatbik ederdi. Hudeybiye Musâlahası için Hazret-i Osman -radıyallâhu anh-ʼı Mekkeʼye gönderdi Efendimiz elçi olarak. Onun akrabaları vardı. Onlar dedi ki:
“–Sen tavaf et, serbestsin, fakat Muhammedʼi istemeyiz.” dediler. O da dedi ki:
“–Allah Rasûlüʼnün istenilmediği yerde ben de yokum!” dedi. “Oʼnun kabul edilmediği ibadette bile ben yokum!” dedi.
Demek ki her hâlimizde Rasûlullah Efendimizʼin hâline sadâkat gösterilecek. “غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ”… Oʼnun dışındakilere, tevhidin dışındakilere benzememenin gayreti içinde olacağız. Ki her rekâtta Fâtiha okuyoruz. O Fâtiha hayatımızda tatbikata geçecek.