31 Temmuz 2019

Kur’ân-ı Kerîm’de mücrimlerin âhiretteki pişmanlıklarını aksettiren “يَا لَيْتَ” yani “keşke” ifadeleri vardır:

“…Eyvah bize! Keşke Allâh’a itaat etseydik, Peygamber’e de itaat etseydik!” (el-Ahzâb, 66)

“…Keşke o Peygamberʼle birlikte bir yol tutsaydım!” (el-Furkân, 27)

“…Keşke (dünyaya aldanmasaydım da) bu hayatım (yani âhiretim) için bir şeyler yapıp gönderseydim!” (el-Fecr, 24)

“Yazık bana! Keşke falancayı (bâtıl yolcusunu) dost edinmeseydim!” (el-Furkân, 28)

İşte bu “يَا لَيْتَ : keşke”lerden biri de şudur:

Mahşer yerinde hayvanlar bile, aralarındaki haksızlıkların adâlete kavuşturulması için haşredilecek. Daha sonra, zulme uğrayanlar, kendilerine zulmedenlerden hakkını alacak ve hepsi toprak olacak. İşte kâfirler bu manzarayı görünce, ilâhî azaptan kurtulmak için o hayvanlar gibi olmayı arzu ederek:

يَا لَيْتَنِى كُنْتُ تُرَابًا

“…Keşke toprak olsaydım.” (en-Nebe, 40) diyecekler.

Âhirette bu nevî pişmanlıklara dûçâr olmamak için, Cenâb-ı Hakk’ın emir ve yasaklarına riâyet edip Oʼnun bütün mahlûkâtının hak ve hukukuna da son derece dikkat etmeliyiz.