25 Temmuz 2019

Cenâb-ı Hak, Fetih Sûresi’nin son âyetinde, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in yanında bulunanların vasıflarını bildiriyor:

“Muhammed, Allâh’ın Rasûl’üdür. O’nun beraberinde bulunanlar, kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûya varırken, secde ederken görürsün. Allah’tan lûtuf ve rızâ isterler. Onların nişanları, yüzlerindeki secde izidir…” (el-Fetih, 29)

Demek ki bizler de ne kadar Allah Rasûlü’nün yanında ve yakınında olduğumuzu, bir de bu vasıflar çerçevesinde mîzân etmeliyiz.

* Küfür ve inkâr ehline karşı îmânımıza ne kadar sahip çıkıyoruz?

* Kınayanın kınamasına aldırmadan, dînimizi tâvizsiz şekilde ne kadar yaşayabiliyoruz?

* Din kardeşlerimize ne kadar merhamet ediyoruz? Ne kadar Allah yolunda gayretlerimiz var?

* Namazımız ve diğer ibadetlerimiz, ne kadar huşû hâlinde?

* Ne kadar Cenâb-ı Hak’tan rızâ ve fazîlet talebinde bulunabiliyoruz? Arzu ve isteklerimizin ağırlık noktasını dünya mı ukbâ mı teşkil ediyor?..