25 Nisan 2020

Salgın hastalık sebebiyle evlere kapandığımız şu günlerde en mühim vazifelerimizden biri de Allâh’ın mahlûkâtına müşfik davranmak, onları ihmâl etmemektir. Zor durumda bulunan insanlara elimizden gelen yardımı göstermeye ilâveten, gücümüz yettiğince, sokaklarda aç gezen hayvanâta da şefkat ve merhamet göstermemiz îcâb eder.

Zira bir hadîs-i şerîfte, kedisinin açlığına aldırış etmeyip ölümüne sebep olan birinin, Cenâb-ı Hakk’ın gazabını celbederek Cehennem’e dûçâr olduğu bildirilmektedir. Buna mukâbil diğer bir hadîs-i şerîfte de, susuzluktan nemli toprağı yalayan bir köpeği görünce, kuyuya inip ayakkabısıyla su çıkararak o hayvancağızı sulayan günahkâr birinin, Cenâb-ı Hakk’ın merhametini celbederek Cennetlik olduğu haber verilmektedir. Bu nebevî beyanlar, hepimiz için ibret dolu îkaz ve irşadlardır.

Zira Cenâb-ı Hakk’ın rızâsı da gazabı da; bazen büyük, bazen orta, bazense küçük gibi görünen amellerde gizlidir. Bu sebeple hiçbir hayrı da günahı da önemsiz görmemek gerekir.

Bilhassa şu hassas günlerde, sokağımızdaki/mahallemizdeki kedileri, köpekleri, kuşları vs. unutmayalım. Kapımızın önüne onların yiyebileceği gıdaları koyup bir kap su çıkarmayı ihmâl etmeyelim.

Bütün âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olan Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de mahlûkâtı kendine zimmetli görür, hayvanâtın hakkına titizlikle riâyeti emrederdi.

Nitekim Fahr-i Kâinât Efendimiz, İslâm ordusuya Mekke Fethi’ne giderken yavrularını emziren bir köpek gördüler. Sürâka -radıyallâhu anh-’ı vazifelendirerek, diğer taraftan geçilmesini, o köpek ve yavrularının rahatsız edilmemesini emir buyurdular.

Peygamber Efendimiz’in hayatı, bu nevî şefkat ve merhamet tezâhürleriyle doludur ve bunlar biz ümmet-i Muhammed için birer numûne-i imtisaldir.

Velhâsıl, bugün nasıl ki zor durumda bulunan din kardeşlerimize elimizden geldiği kadar yardımcı olmamız elzem ise, bîçâre hayvanâta karşı da duygusuz ve ilgisiz kalmayıp gücümüz nisbetinde onlarla da alâkadar olmalıyız.

Unutmayalım ki Cenâb-ı Hak, merhamet edenlere merhamet eder. Hakîkî mânâda bir merhamet ise, Peygamber Efendimiz’in buyurduğu gibi, yalnızca birbirimize olan merhamet değil, bilâkis bütün mahlûkâta şâmil olan merhamettir.

Dolayısıyla bir müslümanın vicdânî vazifelerinden biri de Hâlık’ın şefkat ve merhamet nazarıyla mahlûkâta bakış tarzı kazanmaktır.