21 Nisan 2020

Bütün dünyayı sarmış olan salgın hastalık, aklımızı ve gönlümüzü de işgal etmiş hâlde. Hâlbuki düşünmemiz gereken nice dertler var. Meselâ uzun zamandır memleketimize sığınmış olan milyonlarca Suriyeli kardeşimiz var. Evini-barkını, malını-mülkünü terk etmek zorunda kalmış o “Muhâcirler”e kucak açan bir “Ensâr” olabilmek, hepimiz için ilâhî bir imtihan konusu.

Hayatta kalabilmek için binbir çileyle dolu göç yollarına düşen, bombalar altında ölmektense, insanca yaşayabileceği bir yere ulaşma ümidiyle denizlerin soğuk sularında can vermeyi bile göze alan mâsumların sesli ve sessiz feryatlarına bîgâne kalmak, bütün ümmet için ağır bir âhiret vebâli… Maalesef bugün Akdeniz bir mülteci mezarlığına dönmüş durumda!.. Bu hazin manzaraları tefekkür ederek vicdanlarımızı tekâmül ettirmemiz lâzım.

Şeyh Sâdî der ki:

“İyi günlerinde fakirlerin, gariplerin, muhtaçların gönlünü al. Onların gönlünü almak, başa gelecek belâları defeder. Muhtaç senden hâlini arz ederek bir şey isteyecek olursa, ver. Vermediğin takdirde, bir zâlim çıkar, senden zorla alıverir.”