21 Ağustos 2018
Sâmi ve Mûsâ Efendilerimiz, kurban kestirirken son derece hassas davranırlardı. Bir çukura iki kurban kestirmezlerdi. Ya da çukur temizlendikten sonra ikinci kurbanı kestirirlerdi. Kesilmeden evvel su içirilmesini tavsiye ederler, kurbanın gözünü muhakkak bağlatırlardı. Hayvanı, kesileceği yere iterek kakarak sürükletmezler, şayet küçükbaş bir kurban ise, kucağa alınarak, şefkat ve mülâyemetle götürülmesini isterlerdi. Hayvana eziyet vermeyecek şekilde, güzelce kesilmesini arzu ederlerdi. Kurban kesilirken getirilen sandalyeye oturmaz, Allâhʼın emrine tâzim maksadıyla, hayvanın kanı tamamen akıncaya kadar, derin bir ibadet vecdi içinde, pür-edep ayakta beklerlerdi. Cenâb-ı Hakkʼın nîmetlerini tefekkür ederek, ubûdiyet şuuru içinde bulunurlardı. Böylece kurbanın mânâ ciheti yüksek bir ibadet olduğunu ve büyük bir edeple îfâ edilmesi gerektiğini, bizlere hâlleriyle telkin ederlerdi.