12 Nisan 2020

Günümüz dünyasında küresel güçler, mazlum coğrafyaların imkânlarını sömürmek için, büyük zulüm ve katliamlara imza attılar. Mazlum ve mağdur milyonlarca müslümanı yerlerinden yurtlarından edip mültecî durumuna düşürdüler. Fakat ne ibretlidir ki, bugün bilhassa Batı dünyasını şiddetle vurmakta olan virüs salgını, mazlum ve mağdur coğrafyalarda daha az görülüyor. Zâhiren dünyanın süper gücü sayılan ülkeler dahî acziyet içinde kıvranırken, maddî imkânsızlıklar içindeki mazlumlar, âdeta ilâhî bir sıyânet altında muhafaza olunuyor.

Demek ki bizler de o mazlumlara ne kadar gönlümüzü açabilirsek, onların dertleriyle dertlenip ne kadar yardımlarına koşarsak, Cenâb-ı Hak onlar vesîlesiyle bizleri de -inşâallah- ilâhî rahmet, mağfiret ve inâyeti altında muhafaza buyurur.

Şeyh Sâdî der ki:

“Kapına bir garip gelirse, sakın eli boş gönderme. -Allah göstermesin- belki bir gün sen de garip olur, kapıları dolaşırsın!..

Mâdemki bugün bir şey istemek için kimsenin kapısına gitmiyorsun, bunun şükrânesi olarak, kapına gelen muhtaca ikram et!..”