12 Kasım 2018

Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerîm’de kulu ebedî kurtuluşa nâil edecek gerçek kazancı şöyle târif buyurmaktadır:

“Allâh’ın Kitab’ını okuyanlar, namazı (ruh ve beden âhengiyle) ikāme edenler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah için) gizli ve açık sarf edenler, aslâ zarara uğramayacak bir kazanç umabilirler.” (Fâtır, 29)

Bu ebedî saâdet reçetesinde ilk madde, Allâh’ın Kitab’ını tilâvet etmektir. Bu tilâvet ise, sadece baş gözüyle ve dil ile bir kıraat değildir. Buna ilâveten gönül gözüyle, yani tefekkür, tezekkür ve tedebbürle okuyup mânâ ikliminde derinleşmektir. Kur’ân’ın ahkâmıyla âmil, ahlâkıyla kâmil bir insan hâline gelmektir. Kur’ân’ı bu kıvamda yaşadıktan sonra, onu diğer gönüllerde de yaşatabilmek için, o yüce Kitab’ın tebliğ ve tâlim hizmetlerine emek vermek veya destek olmaktır.