12 Aralık 2020

Peygamberler ve onların müjdeledikleri dışında hiçbir kulun Cennet’e girebilme hususunda bir teminâtı yoktur. Nice insan, bu hakîkati unutup; “Ben filân zâtın eteğine yapışırım, o beni kurtarır!” şeklinde gâfilâne bir düşünceye sahiptir. Evet, şefaat haktır. Fakat yalnızca Cenâb-ı Hakk’ın diledikleri şefaat edebilir ki onlar da meçhuldür.

Zâhid ve âbid sahâbîlerden Osman bin Maz’un -radıyallâhu anh- vefat edince bir kadın:

“–Ey Osman, şehâdet ederim ki şu anda Allah sana ikram etmektedir!” dedi. Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- kadını îkaz ettikten sonra şöyle buyurdu:

“–Ben peygamber olduğum hâlde, bana ve size ne yapılacağını (başımızdan neler geçeceğini) bilmiyorum!” (Bkz. Buhârî, Tâbîr, 27)

Bize düşen, mevtâlarımız hakkında dâimâ hayır duâda bulunup, Cenâb-ı Hakk’a ilticâ etmektir.