10 Ekim 2018
Bir gün Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh-:
“–Konuşmadan, halkın davetçileri olun!” buyurmuştu. Kendisine dediler ki:
“–Yâ Halîfe! Konuşmadan davetçi olmak nasıl olur?”
Buyurdu ki:
“–Hâliniz ve ahlâkınızla…”
İnsanlar şahsiyet ve karaktere hayrandır; şahsiyet ve karakterin peşinden giderler. Dolayısıyla gerçek bir müslümanın fârik vasfı da, İslâm şahsiyet ve karakteri sergilemesidir.
Nitekim tarihteki hidâyet fetihlerine baktığımız zaman, bunun ehemmiyetini çok bâriz bir şekilde görmekteyiz. 1. Murad Hân’ın Kosova’yı, Fâtih Sultan Mehmed Hân’ın da Bosna’yı fethinden sonra bu mıntıkalara, gönül ehli, temiz Anadolu halkı yerleştirilmiş, Arnavutlar ve Boşnaklar, onların güzel hâl ve ahlâklarına meftun olarak hidâyetle şereflenmişlerdir.