09 Mart 2022
Ashâb-ı kirâmın büyük bir kısmı, îman nîmetinin bedelini ödeyebilme şuuruyla evini, yurdunu, hurma bahçelerini bırakmış, yeryüzünde insan olan her yere ulaşmaya gayret etmişlerdi. Zira onlar maddî hazlardan vazgeçmiş, mânevî hazlara tâlip olmuşlardı. Bu şekilde kendilerini devrin akışından mes’ûl görmüşlerdi.
Rivâyete göre Vedâ Haccı’nda 120.000 sahâbî vardı. 30.000 de gelemeyen varsa, takrîben 150.000 sahâbî mevcuttu. Fakat bugün Mekke-i Mükerreme ile Medîne-i Münevvere’de medfun 20.000 sahâbe ya var, ya da yok.
Sahâbe-i kirâmın tebliğ aşkıyla yeryüzüne nasıl dağıldıklarına bir misal olarak, Peygamber Efendimizʼin amcası olan Hazret-i Abbâsʼın oğulları zikredilir:
“Hazret-i Abbâs -radıyallâhu anh-’ın oğullarından;
Abdullah Tâif ’te, Ubeydullah Medîne’de, Fâdıl Suriye’de, Mâbed ve Abdurrahman İfrîkıyye’de (Tunus civarında), Kusem Semerkand’da ve Kesîr, (Kızıldeniz kenarındaki) Yenbû’da medfundur.” (Kettânî, Terâtib [Hazret-i Peygamber’in Yönetimi], III, 195)
Bizim de vazifemiz budur. Bugün Çin’e, Semerkand’a gitmek bir tarafa; evvelâ kendi memleketimizdeki gönülleri ihyâ ve irşâd için ciddî bir gayret içinde bulunmamız elzemdir.