06 Eylül 2019
“İnsan” kelimesinin, “üns” ve “nisyan” kelimelerinden geldiği söylenir.
Hakikaten insan, “ünsiyet” kurar, yani bulunduğu ortama çabucak alışır. Zaman içinde o yerin âdeta rengine boyanır, şekline bürünür, âhengine girer. İnsan, ünsiyet ettiği kimselerin karakter ve şahsiyetinden hisseler alır. Bu sebeple sahip olduğumuz bu temâyülü, Rabbimiz’in emrine uyarak sâlih ve sâdık mü’minlerle beraberliğe hasretmemiz elzemdir.
“Nisyan” ise unutkanlıktır. Ecdâd, “Hâfıza-yı beşer, nisyan ile mâlûldür.” demişlerdir. Bu sebeple insanın telkine, hatırlatmaya ihtiyacı vardır. Günahlar da Allah unutulduğu zaman işlenir. Gafletin sebebi, Cenâb-ı Hakk’ı unutmaktır. Bu yüzden “zikir” şarttır. Nitekim âyet-i kerîmelerde buyrulur:
“…Unuttuğun zaman Rabbini zikret…” (el-Kehf, 24)
“Allâh’ı unutan ve bu yüzden Allâh’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir.” (el-Haşr, 19)