02 Ekim 2018

Nasıl ki yeni doğan bir bebeğe yalnızca süt verilir, o büyüdükçe daha değişik ve lezzetli gıdalarla telezzüz etmeye başlarsa, mânevî hayatta da durum bunun gibidir. Ham insanlar, dünyevî lezzetleri gerçek lezzet zannederler. Hâlbuki kalpler mârifetullah’ta mesafe aldıkça; duyuşlar, görüşler, derinlikler artar, lezzetler değişir. Dünyadaki bütün mal-mülk vs. bir çakıl taşına döner; çocukların oyuncakları gibi ehemmiyetini kaybeder, gözden ve gönülden düşer.

En büyük lezzet, Cenâb-ı Hakk’a kalben vuslattır…