01 Ocak 2017
Allâh’ı ve O’nun sevdiklerini sevmek kadar, O’nun sevmediklerinden kalben uzaklaşmak da, îmânın bir sıhhat şartıdır. Zira kâmil bir îman, lâyıkına muhabbet, müstehakkına nefreti gerektirir. Dolayısıyla hakka ve hayra duyulan muhabbet kadar, onun zıddı olan bâtıl ve şerre nefret ve muhâlefet hissi taşımamak, îmandaki zaaf ve kusurun bir göstergesidir.
Hadîs-i şerîfte buyrulur:
“Her kim, Allah için sever, Allah için buğzeder, Allah için verir ve Allah için (yanlış yerlere) vermekten uzak durursa îmânını kemâle erdirmiş olur.” (Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme, 60)