04 Haziran 2023
Unutmayalım ki, bizi yoldan çıkarmak için yüzümüze gülüp iltifat eden, nefsimizin hoşlandığı şeylere davet eden biri, hakîkatte bizim dostumuz değil, ebedî hüsrâna uğramamızı isteyen hasmımızdır.
Buna mukâbil, bizi doğru yola getirmek için nefsimizin hoşlanmadığı sözlerle de olsa îkazda bulunan biri; bizim gerçek saâdetimizi, yani ebedî kurtuluşumuzu isteyen hakikî dostumuzdur.
Nitekim, Müʼminlerin Emîri Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh-:
“En çok sevdiğim kimse, bana ayıp ve kusurlarımı haber verendir.” buyurmuştur. (Süyûtî, Târîhu’l-Hulefâ, s. 130)
Tabi bu nevî îkazların da tenhâda, başbaşa iken ve münâsip bir lisanla yapılması gerekir.