Osman Nuri Topbas Osman Nuri Topbas
ANASAYFAHAYATIESERLERİSOHBETLERİMAKALELERİMÜLAKATLARIZİYARETÇİ DEFTERİFOTOĞRAFLARI
   ANASAYFA arrow MAKALELERİ arrow ŞEBNEM DERGİSİ
Yükünü Bırak da Geç
Yıl: 2008 - Ay: Temmuz - Sayı: 41
Bir Hak dostu, ibret nazarıyla seyrettiği bir manzaradan hareketle insanoğlunun ihtirâsını şöyle ifâde buyurur:
Bir gün bir ağacın altında oturmuş dinleniyordum. Bir karınca dikkatimi çekti. Kendinden hayli büyük bir ekmek kırıntısını yüklenmiş, sürükleye sürükleye götürüyordu. Bazen bir su birikintisiyle karşılaşıyor ve etrafından dolaşıyor, bazen de otlara takılan ekmeğin ucunu kurtarmak için didinip duruyordu. Ama ne ekmek parçasını bırakıyor, ne de rahatça taşıyabilmek için ekmeği ufaltıp küçültmeye râzı oluyordu. Bu şekilde o sıcak günde, bu ekmek parçasını uzun bir mesafe taşıdı. Nihâyet yuvasına geldi. Lâkin yuvasına giden koridor küçük, taşıdığı lokma ise büyüktü. Binbir zahmetle yuvanın ağzına kadar getirdiği ekmek parçasını bir türlü içeriye sokamıyordu.
 
Tasavvuf, İlâhî Takdirden Râzı Olma Sanatıdır
Yıl: 2008 - Ay: Haziran - Sayı: 40
Mevlânâ Hazretleri, oğlu Bahâeddîn Veled’e şöyle nasihat eder:
“Bahâeddîn! Eğer dünyâdayken cennette bulunmak istersen, herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma! Çünkü bir kardeşini dostlukla anarsan, dâimâ sevinç içinde olursun. İşte o sevinç, dünyâ cennetinin tâ kendisidir. Eğer bir kimseyi kin ile anarsan, dâimâ üzüntü içinde olursun. İşte bu gam da cehennemin tâ kendisidir.
Dostları andığın vakit, içinin bahçesi çiçeklenir, gül ve fesleğenlerle dolar. Seni incitenleri andığın vakit ise, için dikenler ve yılanlarla dolar, rûhun sıkılır, kâbuslanır, içine bir pejmürdelik gelir. Bütün peygamberler ve velîler, mü’min kardeşlerini gönül saraylarına aldılar. Onların bu fazîleti, halkı cezbetti. Kendi arzularıyla onların ümmeti ve mürîdi oldular.” (Ahmed Eflâkî, Menâkıbu’l-Ârifîn, II, 210)
 
Öndekilerin Mes'ûliyeti
Yıl: 2008 - Ay: Mayıs - Sayı: 39
Hak yo­lun­da ön saf­lar­da bu­lun­mak, hem be­re­ket­li hem de mes’ûli­yet­lidir. Zî­râ ön­de bu­lu­nan­la­rın gü­zel­lik­le­ri et­raf­la­rı­na te­sir et­ti­ği gi­bi, bunun zıddına yan­lış­lık ve çirkinlik­le­ri de et­raf­la­rı tarafın­dan doğ­ru te­lâk­kî edi­le­rek tak­lîd edilebilir.

Meşhur hikâyedir; anne yengeç yavrusuna:

“–Neden böyle yan yan yürüyorsun yavrum! Düzgün yürüsene!” der.

Yavrusu ise:

“–Peki anne! Önce sen önümde düzgünce yürü, ben seni takip ederim.” karşılığını verir.
 
Öyle Bir Hayat Yaşa ki, Müjdelerle Ölesin!..
Yıl: 2008 - Ay: Nisan - Sayı: 38
“Şüphesiz, Rabbimiz Allah’tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: «Korkmayın, üzülmeyin, size vâdolunan cennetle sevinin!» derler.” (Fussilet, 30)
 
Gönül İkliminde Damladan Deryaya Takdim
Yıl: 2008 - Ay: Ocak - Sayı: 35
Kıymetli Okuyucularımız,
“Gönül İkliminde Damladan Deryaya” başlığıyla bu sayfalarda bir silsile hâlinde yayınlanan bu roman, günümüz gençliğini özetleyen ve onun yaşayışına derinden tesir eden gerçekler etrafında kaleme alınmıştır.
 
Gönül İkliminde Damladan Deryaya -12- "Saadet İklimine Doğru"
Yıl: 2008 - Ay: Ocak - Sayı: 35
Melek, babasının ölümünden sonra İffet Anne’nin ziyaretine daha sık gitmeye başladı. Yunus Dede’nin haftalık Mesnevî derslerini ise hiç kaçırmıyordu. Her iki yere de genellikle Şebnem’le birlikte gidiyorlardı. İffet Anne, onların her yönden İslâm’a yakışır derecede bilgili ve görgülü birer hanımefendi olmaları ve topluma bir Müslüman genç kız yüreği sergilemeleri için güzel nasihatlerde bulunuyor ve dînî bilgiler veriyordu.
 
Gönül İkliminde Damladan Deryaya -11- "Ah Babacığım!"
Yıl: 2007 - Ay: Aralık - Sayı: 34
Müge, Müjgan’a kırgın da olsa hissettirmedi. Böyle anlarda Şebnem’in kendisine nasıl nezâketle davrandığı aklına gelmişti. Samimiyet dolu bir sesle Müjgan’a mukabelede bulundu:

“–Allâh’a şükür, çok huzurluyum. Sen nasılsın?”
 
Gönül İkliminde Damladan Deryaya -10- "Öze Dönüş"
Yıl: 2007 - Ay: Kasım - Sayı: 33
Şebnem’in bu ziyareti, Müge için çok anlamlı olmuştu. Müge, bir yandan başındaki sıkıntının çözülmesine sevinirken, bir yandan da Şebnem gibi bir dostu olduğu için huzur duydu.

O huzur içinde tekrar eski günleri ve kendisinin Şebnem’e yaptığı fenalıkları, kabalıkları hatırladı. Yine mahzunlaştı:

“–Şebnem, ben sana…”

Şebnem fırsat vermedi:

“–Sakın, öyle düşünme! Bugünkü hâlimiz, bize Allâh’ın büyük bir lutfu. Sadece şükretmeliyiz.”
 
Gönül İkliminde Damladan Deryaya -9- “Menfaatler Kaybolunca…”
Yıl: 2007 - Ay: Ekim - Sayı: 32
Müge yeni oturdukları semte adımlarını zorla taşıdı. Eve yaklaştıkça yine belli belirsiz bir hüzne kapıldı.

İffet Anne’nin anlattıkları ona büyük ölçüde teselli olmuştu. Fakat yine de bu hayata alışmakta bir hayli zorluk çekecek gibiydi. Onca çalkantıdan sonra bir anda her şeyin normale dönmesi o kadar kolay bir mesele değildi.
 
Gönül İkliminde Damladan Deryaya -8- "Buhranlara Çare"
Yıl: 2007 - Ay: Eylül - Sayı: 31
Müge, İffet Anne’nin karşısında kendisini önce biraz garip hissetti. Ancak İffet Anne’nin içten ve sıcak karşılaması biraz da olsa rahatlamasını sağlamıştı. Yine de biraz çekingen bir edayla mırıldanırcasına:

“–Hoş bulduk, hanım teyze...” dedi.

İffet Anne, Müge’deki tedirginlik hâlini sezmişti. Hemen buyur etti:

“–İçeri gel güzel kızım… Ben de yenice çay demlemiş, belki bir misafirim gelir, diye ümit ediyordum. Nasibin varmış…”
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Sona Git >>


Şebnem Dergisi Makaleleri
Son Eklenenler
 
En Çok Görüntülenenler
   2008 © www.osmannuritopbas.com
Erkam Bilisim