Yıl: 2007 - Ay: Kasım - Sayı: 33 |
Şebnem’in bu ziyareti, Müge için çok anlamlı olmuştu. Müge, bir yandan başındaki sıkıntının çözülmesine sevinirken, bir yandan da Şebnem gibi bir dostu olduğu için huzur duydu.
O huzur içinde tekrar eski günleri ve kendisinin Şebnem’e yaptığı fenalıkları, kabalıkları hatırladı. Yine mahzunlaştı:
“–Şebnem, ben sana…”
Şebnem fırsat vermedi:
“–Sakın, öyle düşünme! Bugünkü hâlimiz, bize Allâh’ın büyük bir lutfu. Sadece şükretmeliyiz.” |
|
|
|
Yıl: 2007 - Ay: Ekim - Sayı: 32 |
Müge yeni oturdukları semte adımlarını zorla taşıdı. Eve yaklaştıkça yine belli belirsiz bir hüzne kapıldı.
İffet Anne’nin anlattıkları ona büyük ölçüde teselli olmuştu. Fakat yine de bu hayata alışmakta bir hayli zorluk çekecek gibiydi. Onca çalkantıdan sonra bir anda her şeyin normale dönmesi o kadar kolay bir mesele değildi. |
|
|
|
Yıl: 2007 - Ay: Eylül - Sayı: 31 |
Müge, İffet Anne’nin karşısında kendisini önce biraz garip hissetti. Ancak İffet Anne’nin içten ve sıcak karşılaması biraz da olsa rahatlamasını sağlamıştı. Yine de biraz çekingen bir edayla mırıldanırcasına:
“–Hoş bulduk, hanım teyze...” dedi.
İffet Anne, Müge’deki tedirginlik hâlini sezmişti. Hemen buyur etti:
“–İçeri gel güzel kızım… Ben de yenice çay demlemiş, belki bir misafirim gelir, diye ümit ediyordum. Nasibin varmış…” |
|
|
|
Yıl: 2007 - Ay: Ağustos - Sayı: 30 |
|
Müge’nin içinde bugün bir sıkıntı vardı.
Sebebini anlayamadığı bir şekilde bunalıyor, ne yapsa, neyle uğraşsa bir türlü içindeki sıkıntıyı atamıyordu. Arkadaşlarıyla gülüşüp eğlenmeye çalışıyor, ancak bir türlü hiçbir şeyden keyif alamıyordu. |
|
|
|
Yıl: 2007 - Ay: Temmuz - Sayı: 29 |
|
Müge, binadan çıkarken, karşısında Şebnem’i ve Nur Hemşire’yi görünce şaşırdı. Önce görmemezlikten gelerek hızlıca yanlarından geçip gitmek istedi. Kendince ona hâlâ kızgındı. Fakat sonra, “Herhâlde benden özür dilemeye geldi...” diye düşündü. Ancak yanındaki kadın kimdi? Şebnem niye onunla birlikte gelmişti? Yoksa bu, Şebnem’in aklını çelerek (!) onun değişmesine ve arkadaş çevresinden ayrılmasına sebep olan kadın mıydı? Evet, evet bu o olmalıydı. Zaten benzer şekilde kapanmış olmaları da bunu gösteriyordu. Biraz daha dikkatli bakınca tanıdı. Şebnem’i hastahânede ziyarete gittiğinde gördüğü hemşireydi bu… Evet oydu. Fakat Şebnem’in yanında, burada ne işi vardı? |
|
|
|
Yıl: 2007 - Ay: Haziran - Sayı: 28 |
Şebnem, Yunus Dede’nin huzurundaydı. Kalbi yerinden çıkacakmış gibi küt küt atıyordu. Ne diyecekti? Nasıl konuşacaktı? Bilemiyordu. İlk defa böyle duygular içindeydi.
Onun bu hâlini fark eden Yunus Dede, bir baba şefkatiyle tebessüm etti:
“–Buyur kızım!” |
|
|
|
Yıl: 2007 - Ay: Mayıs - Sayı: 27 |
Nur Hemşire, Şebnem’in Yunus Dede ile tanışmak istemesine yardımcı olabileceğini söyledi:
“– Gelecek hafta sohbetten sonra görüşebiliriz. Eğer Yunus Dede müsaid olursa, haftaya Çarşamba günü tanışmak mümkün; değilse bir sonraki hafta olur.”
“– Ablacığım, bunu ne kadar çok istiyorum bir bilsen... Çünkü hâlâ ruhumu daraltan ve sürekli zihnimi meşgul eden suâller var!.. Allah senden râzı olsun, pek çok suallerimi hallediyorsun. Fakat Yunus Dede’ye de sormak istediğim müşkiller içindeyim.” |
|
|
|
Yıl: 2007 - Ay: Nisan - Sayı: 26 |
Sohbetten sonra Şebnem, Nur Hemşire’ye binbir teşekkür ederek kuş misali hafiflemiş bir hâlde evinin yolunu tuttu. Tam evin sokağına varmıştı ki, Müge ile karşı karşıya geldi. Bir an ne diyeceğini bilemedi. Zaten onun bir şey demesine fırsat bırakmadan Müge, öfkeli ve soğuk bir edâ ile kendisini soru yağmuruna tuttu:
“– Kızım, nerelerdeydin? Niçin partiye gelmedin? Biliyorsun bu partiyi, ikinci kez senin için düzenlemiştik!.. Ya sen ne yaptın? Gelmedin. Bu mu arkadaşlık? Söyle nasıl yaptın bunu? Neden? Niçin? Bizim bunca emeklerimizin ve sana verdiğimiz değerin karşılığı bu mu?” |
|
|
|
Yıl: 2007 - Ay: Mart - Sayı: 25 |
Şebnem, Hüdâyî Külliyesi’ne vardığında Nur Hemşire’nin kendisini beklediğini gördü. Nur Hemşire büyük bir sevinç ve samîmiyetle onu kucakladı:
“– Geleceğini biliyordum. Tam vaktinde yetiştin.”
“– Ablacığım, ne yalan söyleyeyim biraz zorlandım, ama gönlümün tercihi burası oldu. Bunda sizin ve ninemin payı oldukça büyük. Rabbim râzı olsun.” |
|
|
|
Yıl: 2007 - Ay: Şubat - Sayı: 24 |
|
Şebnem, 17 yaşında bir kızcağızdı. Liseyi yeni bitirmişti. Babası, Şebnem doğduktan bir hafta sonra vefat etmişti. Bir müddet sonra annesi de bu çileli hayata “Elvedâ!” demişti. Böylece küçük Şebnem, hem anneden, hem de babadan yetim kalmıştı. Hayatta olan yaşlı, nûr yüzlü ninesi, onu himâyesine almış ve mahrûmiyetler içinde de olsa Şebnem’i büyütüp yetiştirmişti. Fakat o şefkat gölgesi de, bir sene önce, hem de Şebnem’in aldığı diplomayı göremeden ebediyet âlemine kanat açmıştı. |
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Sonraki > Sona Git >>
|
85 sonuçtan 51 - 60 arası gösteriliyor
|