Âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olan Gönüller Sultanı -Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem- Efendimiz, bütün insanlığa Hâlık’ın şefkat nazarıyla bakmıştır. Kendisine yapılan hatâ ve kusurları affetmenin ötesinde, kötülüğünü gördüğü kimselere dahî iyilikle muâmelede bulunmuş ve onların ebedî kurtuluşu için Rabbine ilticâ etmiştir.

Başına taşla vuran kimseye dahî, içindeki nâdide inciyi takdim eden bir sedef gibi, Efendimiz-Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem- de Tâifte kendisini taşlayanlara gönül sedefinden rahmet incileri lütfederek onların hidâyeti için Rabbine yalvarmış, Uhud’da mübârek dişlerini kırıp yüzünü yaralayanlara bedduâ etmeyip İslâm’la şereflenmeleri için duâ etmiştir.

Rûhun gayesi, Allâh’a yolculuktur. Bu yolculukta mesâfeler, ancak rûhun zaferleri ile, yani merhamet tezâhürü fazîletlerle katedilebilir.

Bundan dolayı bir kimse, Cenâb-ı Hakk’a vuslatın ulvî hazzını tadarak iki cihan saâdetine ermek için Mevlânâ Hazretleri’nin şu hikmetli beyanına kulak vermelidir:

“Gündüz gibi ışık saçmak istiyorsan, geceye benzeyen nefsini yakmalısın. ”

“Sen nefsânî sıfatlardan öldüğün vakit, hikmet ve sırlar denizi seni başının üstünde taşır. ”

Kitap Bilgileri

ISBN9789944833875
YayınErkam Yayınları
Tarih2012
DiliTürkçe
TEMİN ET