Nasıl Bir Aile Hayatı Huzur Getirir?

DiNLE

DİĞER İZLEME ADRESİ

İNDİR


VİDEO İNDİRSES İNDİR

Video ve sesleri İNDİR linkine sağ tıklayıp Hedefi (Bağlantıyı) Farklı Kaydet diyerek indirebilirsiniz.

METİN

NASIL BİR ÂİLE HAYATI HUZUR GETİRİR

Muhterem kardeşlerimiz!

Okunan âyet-i kerîmeler, Âl-i İmrân Sûresiʼnin 190. âyetinden okundu. Orada Cenâb-ı Hak bizden bir kalbî derinlik istiyor.

Bu cihan, ilâhî bir laboratuvar, ilâhî bir dershâne. Kul, uyanık olacak. Niçin dünyaya geldik? Kimin mülkünde yaşıyor, yolculuğu nereye olacak? Onun farkında olacak. Her an Cenâb-ı Hakʼla beraber olacak. Cenâb-ı Hakkʼın ilâhî azamet tecellîlerini, ilâhî nakışları kâinatta müşâhede edecek. Dâimâ; “Aman yâ Rabbi!” diyecek. Duâ hâlinde, ilticâ hâlinde olacak. Biz de âhiretteki âkıbetimizi düşüneceğiz; “Cehennem azâbından koru!” diyeceğiz.

Diğer okunan âyet-i kerîmeler:

Cenâb-ı Hak toplumun selâmeti için, mağdurları, onları dünya evini, âilesini, evlendirmek için müslümanların gayret etmesini, bu hususta herhangi bir tereddüde düşmemelerini, Cenâb-ı Hakkʼın rızıklandıracağı bildiriliyor. Çünkü Rezzâk, Cenâb-ı Hak. Rızık kefâleti Cenâb-ı Hakkʼa âit.

Diğer okunan âyet-i kerîmede Cenâb-ı Hak, âile hayatının getirdiği huzurdan, nasıl bir âile hayatından huzur geliyor? Tabi bu, takvâya bağlı bir huzur hayatı.

Diğer okunan âyet-i kerîmede Cenâb-ı Hak, bizim nelere dikkat edeceğimiz… Bir, zevceler yetiştirme, âileler yetiştirme. Bu âilelerden bir nesiller yetiştirme. Ve bizim de bir, takvâda önder olmamız, rehber olmamız, toplumda rehber olmamız…

En son okunan âyet-i kerîmelerde Cenâb-ı Hak:

اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰیكُمْ buyuruyor.

“Sizin Allah indinde en değerliniz/kıymetliniz (kalbî tarafımız, yürek tarafımız) en çok takvâ sahibi olanınızdır.” (el-Hucurât, 13) buyruluyor.

Bu imtihan dershânesinde Cenâb-ı Hak bize; burada âile hayatını nasıl bir tanzim edeceğiz, nasıl bir nesil yetiştireceğiz ve kendimiz ne şekilde olacağız?..

Cenâb-ı Hak bütün mahlûkâtı bir nesil yetiştirmek üzere tanzim etmiştir. Hayvanat öyle. Neslini yetiştirir. Onu ayakta duruncaya kadar muhafaza eder. Kedi, köpek, yılan, akrep vs. Akrep, sırtında taşır. Yılan bakarak büyütür. Öbürü emzirerek büyütür, muhâfazalı yere çeker.

Velhâsıl hep, bütün mahlûkat bir nesil yetiştirme gayreti içinde.

Bir müʼminin de aslî vazifesi, Cenâb-ı Hakkʼa kul olacak, örnek bir nesil yetiştirmek…

Onlar, diğer mahlûkat, onların maddî olarak devamı için. İlâhî bir ekolojik denge içinde bir evlât yetiştirme, bir nesil yetiştirme. Fakat insanın esas, diğer mahlûkattan farklı olarak, onu bir mânevî zenginlikle yetiştirme.

En büyük servet, en büyük zenginlik, Cenâb-ı Hakkʼa kul olabilmek. İşte Cenâb-ı Hak:

اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰیكُمْ buyuruyor.

Mîracʼda Cenâb-ı Hak, Efendimizʼe sordu:

“‒Ey Habîbim, Senʼi ne ile şereflendireyim?”

-Sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz de:

“‒Yâ Rabbi, beni, Sana kul olmakla şereflendir.” buyurdu.

Yavrularımıza bırakacağımız en mühim mîras, onların güzel bir, Allâhʼa kul olabilmesidir. Onun âhiret selâmetidir.

Yine Efendimizʼin Abdullah bin Ömer -radıyallâhu anh-ʼa güzel bir nasihati var. Efendimiz buyurdu ki:

“Ey İbn-i Ömer (dedi), dînine dikkat et (dedi). Dînin senin etindir, kanındır (dedi. Yani dînin senin her şeyindir. Ondan sonra devamla) Dînini kimden aldığına dikkat et. Dînini istikâmet üzere olan kişilerden öğren. Sakın istikâmetten sapmış olanlardan öğrenme.” (Hatîb el-Bağdâdî, el-Kifâye fî İlmiʼr-Rivâye, sf. 121)

Velhâsıl toplumun en sağlam çekirdeği, âileler olması gerekir. Âileler eğer mânevî dünyadan uzaklaşır ise, toplumda yaralar başlar. Dramlar artar. İşte maalesef günümüzde olduğu gibi. Dâimâ boşanmalar artıyor ve âile hayatı zedeleniyor.

Okunan, Rûm Sûresi 21. âyet. Evlilik hayatı bizi derin bir tefekküre davet etmekte. Nitekim milyonlarca kişi içinden iki kişinin kaderi birleşecek, yeni bir hayat arkadaşlığı başlayacak. Ayrıldıkları ana-baba evinden, kurdukları yuva kendilerine daha sıcak gelecek.

Cenâb-ı Hakkʼın ilâhî bir azameti. Kalplere verdiği bir muhabbet. Âyet-i kerîmede de Cenâb-ı Hak:

“Kaynaşmanız için kendi içlerinizden eşler yaratıp, aranızda…”

لِتَسْكُنُوا: (“…Huzur bulmanız için…” [er-Rûm, 21])

Birincisi, huzur ve sekînet. Yani âilede hâsıl olacak huzur ve mutluluk, hayatın her safhasına yaygınlaşacak.

لِتَسْكُنُوا: (“…Huzur bulmanız için…” [er-Rûm, 21])

Bu, âile hayatı bir huzur ve sükûnet verecek.

İkinci olarak: Sevgi, muhabbet. “مَوَدَّةً” buyruluyor. Sevgi ve muhabbet olacak ki âile hayatı huzurlu olsun. Nezih muhabbetler, ilâhî muhabbete bir basamak teşkil eder. Süflî muhabbetler ise bedbahtlığa götürür. Yani ulvî muhabbetler âbâd eder, süflî muhabbetler ise berbâd eder.

Ulvî muhabbetler Cenâb-ı Hakkʼa vâsıl eder. Yanlış yerlerde ziyan edilen muhabbetler, hayatın en çok fâcia getiren israflarıdır. Ve lâyıkını bulmayan nefsânî muhabbetler ise, fânî hayatın en kötü israflarıdır. Yani lâyıkını bulmayan muhabbetler, süfliyâta akan muhabbetler, kaldırım kenarında açan çiçeklere benzer ki en sonunda ayaklar altında çiğnenmeye mahkûmdur.

Muhyiddîn-i Arabî Hazretleri, Âdem ile Havvâ Vâlidemiz arasındaki sevgiyi şöyle ifade eder:

“Havvâ Vâlidemizʼin aslî vatanı, Hazret-i Âdemʼin cismidir.”

Cennette bütün güzellikler vardı. Âdem -aleyhisselâm-:

“‒Yâ Rabbi! Bir eş!” dedi. Çünkü yalnızlık, teklik, vahdâniyet Cenâb-ı Hakkʼa âit. Cenâb-ı Hak “muhâlefetün liʼl-havâdis” (sıfatına sahip). Bütün mahlûkâtı çift olarak halkediyor.

Âdem -aleyhisselâm- bütün o Cennetʼteki güzellik, ihtişam, bir yalnızlık duydu.

“‒Yâ Rabbi! Bir eş!” dedi.

Âdem -aleyhisselâm- bir uyku hâlindeyken, onun sol tarafından Cenâb-ı Hak, Havvâʼyı halketti. Yani Havvâ, bir bütünün parçası oldu. Bütünden cüzʼe bir muhabbet akımı başladı. Cüzden de bütüne karşı bir akım başladı. Bu şekilde bir âile hayatında muhabbet başlamış oldu.

Melekler geldi. “Nikâhınız yok!” dedi. Mihir olarak üç sefer Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizʼe salevât-ı şerîfe getirilerek ilk nikâh kıyılmış oldu Cennetʼte. Ve bu ilk nikâh da Efendimizʼe salevât-ı şerîfe ile başladı. Biz de -elhamdülillah- Cenâb-ı Hak lûtfetti, bir ümmet-i Muhammedʼiz -elhamdülillah-.

Ve bu şekilde erkek ve hanım, birbirine câzibe unsuru oldu ve bir imtihan başladı. Rûhun rûha muhabbet duyması, insanı mânevî aşka götürür. Bu vesîle ile ahlâk kemâle erer. Peygamberimizʼin ahlâkından gönle katreler ihsân olur.

İşte en mükemmel, en muhteşem, en ihtişamlı âile hayatı, Efendimizʼin âile hayatı. Örnek, o âile hayatı.

Tabi burada ahlâk mühim. Ahlâk da hayvânî vasıftan sıyrılarak insânî fazîletlere yükselmektir. Yani nefsânî arzuların tesirsiz hâle gelebilmesidir. Rûhânî bir huzura sevk eden evlilik, dünyada bir cennet hayatıdır. İnsanoğlunun mesut âile yuvası Cennetʼte başladı. Bunun için dünyadaki yuvasının da bir Cennet hazırlığı içinde olması îcâb eder ki Cennetʼteki mesut âile yuvasını kazanabilsin. Onun için takvâ zarûrî eşler arasında.

Cenâb-ı Hakkʼın bir ismi de “el-Vedûd”, yani muhabbetin merkezi Cenâb-ı Hak. Bütün muhabbetlerin Cenâb-ı Hakkʼa yaklaşabilmek için bir merhale olması zarûrî.

Leylâ-Mecnun hikâyesini biliyoruz. Mecnunʼun muhabbeti, Leylâʼnın sevgisine takılıp kalsaydı, hiçbir şey ifade etmezdi. Hâlbuki Leylâʼnın sevgisi, onu Cenâb-ı Hakkʼ(ın sevgisine) yükselten bir merdiven hâline geldi. Bunun için bütün dünyevî muhabbetler; mal, mülk, evlât vs. bu bir Leylâ mesâbesindedir. Bu bir basamaktır. Bu rûhânî muhabbetten, aslî muhabbete Cenâb-ı Hakkʼa olan muhabbet artacak. Bunun da en (güzel) zemini, âile hayatı.

Âile hayatında eşlerin muhabbeti birbirlerine, meşrû dâireler içinde olursa, sevginin hakîkî lezzeti tadılmış olur.

Üçüncü olarak âyet-i kerîmede Cenâb-ı Hak:

“وَرَحْمَةً” buyuruyor. Şefkat ve rahmet. Bilhassa yaşlılıkta birbirine destek olmak. Bu da tabi, fedakârlık îcâb ettiriyor.

Yine bu âile saadetinin temelinde 5 tane şart vardır. En başta dindarlık. Bu, saâdetin temelidir.

En mesut yuva, Efendimizʼin. O yuvada ne vardı? Kanaat vardı, rızâ vardı, Allah rızâsı aranıyordu, rûhâniyet vardı. Dindarlık…

Bugün boşanmaların çok arttığı bir devredeyiz. Baktığımız zaman (sebebine), mânevî hayattan uzaklaşma.

Biri dindarlık, âiledeki saâdetin birinci maddesi.

İkincisi, fazîlet. Taraflar faziletli de olacak. Zor zamanlarda birbirinin güzel huylarını düşünerek aralarında münakaşaya mahal vermemek. Şayet ufak tefek münâkaşalar oluyorsa, çocukların önünde bunu yapmamak. Çocuklara zarar vermemek yavrulara.

Üçüncüsü muhabbet.

Muhabbet olacak. Menşei Cenâb-ı Hakʼtır. İki taraf da Allah rızâsına uygun bir şekilde fazîletlerini artırmaya gayret edecekler. Bu şekilde muhabbet artacak. Birbirlerinin ruhlarına girecek dâimâ damar bulacaklar. İki taraf takvâ sahibi olacak. Rûhun rûha olan muhabbeti, demin bahsettiğimiz gibi- kulu Cenâb-ı Hakkʼa götürür.

Dördüncü; merhamet.

En mühim merhamet, birbirine âhireti kazanmaları için destek.

Efendimiz buyuruyor:

“Geceleyin kalkıp namaz kılan, hanımını da kaldıran, kalkmazsa yüzüne su serperek uyandıran kimseye Allah rahmet eylesin.

(Aynı şekilde) geceleyin kalkıp namaz kılan, kocasını uyandıran, uyanmazsa yüzüne su serperek uykusunu bertaraf eden hanıma Allah rahmet eylesin.” Efendimiz buyuruyor. (Bkz. Ebû Dâvûd, Vitr, 13)

Burada demek ki iki şey var. Bir, samimiyet var. O samimiyetten, birbirini kaldırmak için su serper. İkincisi de, birbirini takvâya teşvik var.

Beşincisi; sadâkat.

Bu da bilhassa birbirinin zor zamanlarında birbirine karşı fedakârlık yapmaları. Ve bilhassa bu, evliliğin saadetinin beş temeli olmuş oluyor.

Bir de karşılıklı saygıya dikkat etmek lâzım. Samimiyeti lâubâlîlik hududuna geçirmemek. Vakarı kibre döndürmemek. Tevâzûyu da zillete döndürmemek îcâb eder.

Bugün evlenmeleri gecikenler oluyor. Onlar da dâimâ düşünmelidir ki bunda bir hayır vardır. Çünkü “لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا الله” (Gaybı Allahʼtan başkası bilemez.) Biz gaybı bilemiyoruz.

Yavrusu olmayanlar vardır. Geç olanlar vardır. Bu da bilmelidir ki, Cenâb-ı Hak… Âişe Vâlidemiz örnektir. Âişe Vâlidemizʼe Cenâb-ı Hak evlât kısmet etmedi.

Evlât olmuyorsa, “bunda bir hayır var” demek lâzım. Demek ki evlât, bâzı şeyde demek ki mânî olacak, şey olacaktı.

Onun için dâimâ Cenâb-ı Hak hayatın her safhasında bizden teslimiyet istiyor…