|
|
Allah Teâlâ, varlığa sevgiyi öyle nakşetmiş ve sevdiği kullarını da onlara öyle sevdirmiştir ki, baştanbaşa kâinat, insanoğlu için âdetâ bir aşk mektebidir. Bu mektebin verdiği ders de muhabbet sâikıyla var olmuş zerreden küreye her şeydeki ilâhî hârikaları kalbin hissetmesidir. |
|
|
|
Zerreden küreye her şeyde muhabbet hâkimdir. Bitkilerden hayvanâta, canlılardan cansız zannedilen varlıklara kadar bu âlemde ne varsa hepsinde muhabbet vardır. Öyle ki, on sekiz bin âlemdeki hayat, muhabbetle devam eder. |
|
|
|
Kalbin kayması, ekmek kesen bir insanın bıçağı yanlışlıkla atardamarına kaydırması gibidir. Müdahale edilmediğinde, kişi kan kaybından ölecektir. Kalbin yanlış kişilerle ülfet etmesinin de önüne geçilmediği takdirde kalp, sâfiyetini kaybederek karanlıklara gömülür. |
|
|
|
Takvâ; Allah Rasûlü’ne büyük bir aşk ve muhabbet ile bağlanmak, bütün mahlukāta da Hâlık’ın nazarıyla merhamet ve şefkat ile bakacak bir muhabbet içinde olmaktır. Elbette ki müstehakkına da nefret duymaktır. Tebbet Sûresi, bize müstehakkına nefret duymamızı ne güzel ifade eder. Çünkü müstehakkına nefret duyulmazsa ilâhî muhabbet zedelenir. |
|
|
|
En büyük beşerî felâket; “...Zalimler topluluğu ile oturma!” (el-En’âm, 68) emrine ters hareket ederek nefsânî arzularının sultası altında yaşayan kimselerle beraber olmaktır. Böylelerine muhabbet ise her türlü menfîliğin kalpten kalbe in’ikâsıyla müthiş bir hüsran sebebi olur. |
|
|
|
Îman hiçbir tâvizi, yani ehl-i îmân olmayanlar ile fâsıklara meyletmeyi kabûl etmez. Çünkü kalp, husûsiyeti gereği muhabbet duyduğu kimselerin tesiri altındadır. Nitekim Cenâb-ı Hak; “Sakın zalimlere meyletmeyin, yoksa size ateş dokunur...” (Hûd, 113) buyurmak sûretiyle mü’min bir kimsenin, gönlünü zalim ve fâsık kimselerin muhabbetinden uzak tutması gerektiğine dikkat çekmiştir. |
|
|
|
Hakikatler, hikmetler, güzellikler ve sohbet meclisleri sır dolu bir suya benzer. Öyle ki o sudan arılar içer bal yapar; yılanlar içer zehir kusar. Bu bakımdan sâlihlerle beraberlikte ve hakikatlere âşinâ olmakta en mühim husus, bal arısı gibi olabilmektir. |
|
|
|
Îmânı aşk ile yaşayan ârifler için ölüm, bir «şeb-i arûs», yani düğün gecesidir. Ömrü bu sır içinde geçen Hak dostu Hazret-i İbrahim, ateşe atılırken yardıma gelen meleklere; “Dost ile dostun arasına girmeyin! Ateşi yandıran söndürür.” buyurdu. |
|
|
|
Îmânı aşk ile yaşayan ârifler için ölüm, bir «şeb-i arûs», yani düğün gecesidir. Ömrü bu sır içinde geçen Hak dostu Hazret-i İbrahim, ateşe atılırken yardıma gelen meleklere; “Dost ile dostun arasına girmeyin! Ateşi yandıran söndürür.” buyurdu. |
|
|
|
Gönül insanı isen; bütün gönülleri aydınlatacak bir güneşsin... Senden nice mehtapların resmettiği derin manzaralar tezâhür eder. |
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
479 sonuçtan 81 - 90 arası gösteriliyor
|