|
|
Varlığın Nûru olan Peygamber Efendimiz r, ömrü boyunca incitmedi ve incinmedi. Dâimâ af râyihaları tevzî etti. Bu açıdan da O’nun hayatı; sözüyle, sükûtuyla, fiiliyle, duruşuyla tam bir emsalsiz şahsiyet numûnesi. Bambaşka bir zarâfet hayatı. |
|
|
|
Efendimiz’den daha büyük bir kahraman tasavvur etmek mümkün değildir. Zira hayatında dünyevî bir korku ve telâşa kapıldığı hiç görülmemişti. Fevkalâde hâller karşısında sabır ve sebat gösterir, korku ve telâşa düşüp uygunsuz hareket etmezdi. Hazret-i Ali buyurur: “En zor ve korkulu zamanlarda O’nun arkasına sığınırdık...” (Müslim, Cihâd, 79) |
|
|
|
İslâm şahsiyetini kazanmak, ancak Hazret-i Peygamber r Efendimiz ’i en güzel şekilde tanıyabilmekle; yani O’nun sîretini, sünnetini ve muhabbetini tahsil edebilmek, ancak O’nu anlayabilmek ve O’na yaklaşabilmek ile mümkündür. |
|
|
|
Bütün güzellikler O’nda toplanmıştır. Kıyâmete kadar O’ndan sonra peygamber gelmeyeceği için insanoğluna lâzım olan hangi güzellik ve haslet varsa O’nun yüce şahsına lutfedilmiştir. |
|
|
|
Bütün peygamberlerin mûcizesini kendisinde cem eden ve Kur’ân gibi yüce bir mûcize ile te’yîd edilen Hazret-i Peygamber r Efendimiz’in emsalsiz şahsiyetini idrak; irfan sahipleri için öyle büyük bir mûcizedir ki, başka hiçbir mûcizeye ihtiyaç yoktur. |
|
|
|
Efendimiz, insanlığın önünde bir Sirâc-ı Münîr... Yani karanlıkları aydınlatan bir ebediyet kandili. O; Cenâb-ı Hakk’ın cemâlî esmâsıyla tecellî eden en büyük sanat hârikası... Âlemlere rahmet, insanlığa en mükemmel fiilî kıstas ve en müstesnâ örnek kılavuz... |
|
|
|
Bütün mesele, Fahr-i Kâinat r Efendimiz’in rûhânî dokusundan hisse alabilmek. Çünkü ancak bunu başarabildiğimiz ölçüde O’na yakın oluruz. Bu hisse ve yakınlığın sırrı da O’nu coşkun bir sevgi ile sevmek, sevmek, sevmek... |
|
|
|
Hayata ve kâinâta basîret gözü ile bakabilenler, bütün eşyayı ve varlıkları ilâhî aşk ve muhabbetin tezâhürü olarak görürler. Müşâhede ederler ki, her şey aşk ve muhabbetten zuhûra gelmiştir. İdrâk ederler ki, eğer ezelî muhabbet olmasaydı, kâinat vücuda gelmezdi. Bu sebepledir ki bu kâinat, Varlık Nûru Hazret-i Muhammed Mustafâ r Efendimiz’e ithâf edilmiştir. |
|
|
|
Allah Teâlâ, varlığa sevgiyi öyle nakşetmiş ve sevdiği kullarını da onlara öyle sevdirmiştir ki, baştanbaşa kâinat, insanoğlu için âdetâ bir aşk mektebidir. Bu mektebin verdiği ders de muhabbet sâikıyla var olmuş zerreden küreye her şeydeki ilâhî hârikaları kalbin hissetmesidir. |
|
|
|
Zerreden küreye her şeyde muhabbet hâkimdir. Bitkilerden hayvanâta, canlılardan cansız zannedilen varlıklara kadar bu âlemde ne varsa hepsinde muhabbet vardır. Öyle ki, on sekiz bin âlemdeki hayat, muhabbetle devam eder. |
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
477 sonuçtan 71 - 80 arası gösteriliyor
|