|
|
İnsan için îmânın da, irfânın da yerlerin de, göklerin de, mîrâcın da, mârifetullah ve ilm-i ledünnînin de kapısı, ancak ve ancak Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in hâlinden nasîb alabildiği nisbette açılır. Kur’ân’ın kalbe açılması da, O’nunladır. |
|
|
|
Dün o ilâhî nefes, yani Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- nasıl azgın bir câhiliye devrine derman oldu ve onu asr-ı saâdete dönüştürdü ise bugün de insanlığı huzûra erdirecek, kurtaracak olan O’nun rahmet nefesidir. |
|
|
|
Efendimiz’i sevmekte yegâne ölçümüz ashâb-ı kiramdır. Çünkü onların Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e olan muhabbetleri ve bu muhabbete dair yaptıkları, hem Cenâb-ı Hak hem de Hazret-i Peygamber tarafından tasdik ve tasvip görmüş, medh u senâ edilmiştir. |
|
|
|
Hakîkat-i Muhammediyye’ye yakınlaşabilmek, akıldan ziyade muhabbet ile mümkündür. Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e muhabbetin en güzel ve mânâlı tezâhürü de, O’na ittibâdır, aşk ve sadâkatle bağlılıktır. |
|
|
|
Efendimiz’i inkâr eden münkirler dahî O hidâyet güneşini el-Emîn sıfatıyla zikrettiler. Hiç yalan söylemediğini tasdik ettiler. O’nunla mücadele ederken bile eşyalarını O’na emânet ettiler. O’nun şefkat ve şahsiyet kanatları altına sığındılar. |
|
|
|
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in nûru ezelden ebede bütün varlıkların gözdesidir. İki cihânı aydınlatan bir nûr-i ilâhîdir. Aslında ne ayla ne güneşle teşbih edilemeyecek güzellikte ve tariflerin üzerinde bir nurdur O’nun nûru... |
|
|
|
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- kullar arasında makām-ı Mahmûd ile yüceltilmiş ve bütün âlemlerin yaratılmasına sebep ve hikmet olmuş bir kuldur. Nûr-i Muhammedîsi ile güneşler güneşi bir kuldur. Yüce ahlâkı ve hâli ile ezelden ebede Habîbullah olan bir kuldur. |
|
|
|
Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Cenâb-ı Hakk’ın ümmet-i Muhammed’e meccânen lutfettiği çok büyük bir ihsan... İnsanlığa Allah Teâlâ tarafından takdim edilmiş muazzam bir armağan... Her hâliyle Dâru’s-Selâm’ın, cennetin yolunu gösteren bir hidâyet vesilesi... |
|
|
|
Bir mü’min kulun gönlü, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e ne kadar muhabbetle dolarsa, o kadar azâb-ı ilâhîden uzaklaşmış olur. Allah Rasûlü’nün aşkıyla yanan bir kalp, O’nun mübârek izinde yürür. “Kişi sevdiği ile beraber” olacağı için O’nun âşığı da ebedî âlemde O’nunla beraber olur. |
|
|
|
Allah Teâlâ buyuruyor ki: “(Ey Rasûlüm!) Sen onların içinde iken Allah, onlara azâb edecek değildir!..” (el-Enfâl, 33) Bu demektir ki, kimin gönlünde Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- varsa Allah o gönle azâb etmeyecektir. Kimin de gönlünde O Hidâyet Güneşi yoksa, ne büyük hüsran! Ne acıklı bir sefâlet!.. |
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
480 sonuçtan 61 - 70 arası gösteriliyor
|