|
|
Gül, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in sembolüdür. Bu hayat dershânesindeki en mühim tahsil;
O Güller Şâhı’nı tanıyabilmek,
O Gül’ün mübârek kokusundan ve rûhânî dokusundan nasip alabilmek,
O Gül’ün yaprağında bir şebnem tânesi olabilmektir…
|
|
|
|
Acabâ kelimelerin mahdut imkânları ile yazılan bütün sîret kitapları, Hakîkat-i Muhammediyye’nin kaçta kaçını ifâde edebilir?! Biz, O’nu kendi sınırlı idrâkimizle ölçemeyiz. Nitekim beşer idrâkinin bu sahadaki aczi yüzündendir ki, O’nu bizzat Cenâb-ı Hak tekrîm ve takdîm ediyor. |
|
|
|
Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’i tanımak, sırf kronolojik bir okuma faâliyetiyle mümkün değildir. O’nu en iyi tanıyanlar, hayatları en çok O’na benzeyenlerdir. Yine O’nu en iyi tanıyanlar, takvâ hayatı içinde olan ve O’nun sünnetini titizlikle yaşayıp, muhabbet ve hasretle O rahmet güneşine hilâl olan Hak dostlarıdır. |
|
|
|
Allah Rasûlü’nü anlatmasını isteyenlere Hâlid bin Velid -radıyallâhu anh- der ki:
“Gönderilen, gönderenin kadrince olur!” Gönderen, Âlemlerin Rabbi olduğuna göre; gönderdiği Rasûl’ün şânını, var sen hesâb et!..
|
|
|
|
Kur’ân insanla, insan da Kur’ân ile devam edecektir. İnsanın dünya hayatındaki bitişi olan kıyâmet koptuğunda bu kâinat infilâk edecek, Kur’ân’ın da sayfaları silinecek... Yeni bir nizam kurulacak... Bitmeyen bir gün başlayacak... O günde Allah Rasûlü’nün ve Kur’ân’ın şefâatine mazhar olanlar cennete girecek, şikâyetine dûçâr olanlar da kötü bir hüsrâna, yani cehenneme düşecektir. |
|
|
|
Unutmamak gerekir ki, Kur’ân’ın sadece sadâsını dinlemek ve hakikat haritasını gözden geçirmek kâfî değildir. Onun ebediyet, yani âhiret hayatını kurtarma yollarını gösteren mübârek emirlerine bir gönül vecdi ile itâat etmek îcâb eder. Çünkü Kur’ân, hayat yolculuğunun meçhullerini mâlûm kılan, sorularını çözüme kavuşturan, karanlıklarını aydınlatan; akıl ve kalp için her bakımdan tatminkâr delilleri ihtivâ eden yegâne ilâhî kitaptır. |
|
|
|
Kur’ân-ı Kerîm’i nasıl aziz tutmak, rahle ve kürsülerin üzerine koymak lâzımsa, Kur’ân’ı kalbinde taşıyan, yani canlı bir Kur’ân olan hâfızları da o şekilde aziz tutmak ve başköşeye oturtmak lâzımdır. |
|
|
|
Dünya ve âhiret saâdeti, evlâtlarımızı Kur’ân ikliminden nasiplendirmekle mümkündür. Evlâtlar, anne-babaya emânettir. Onların Kur’ân ahlâkı ve hayır-hasenatla doldurulması îcâb eder. Bir anne-babanın en güzel mirası, yavrusunu Allah yolunda yetiştirmesidir. |
|
|
|
Hak ve hakikat adına her fetret devrinden kurtuluşun en mühim vesilesi, Kur’ân hizmetindeki gayretler olmuştur. Bu zamanda bütün ümmetin yeniden silkiniş ve öz benliğine dönüşünü temin edebilecek olan asıl hizmet, Kur’ân-ı Kerîm’e duyulan ilgi ve alâkaya revaç verebilmektir. |
|
|
|
Cenâb-ı Hak; insanoğlunun insanlık haysiyeti ve şerefi içinde yaşamasının reçetesini, Hazret-i Peygamber’in de yüce ahlâkını oluşturan Kur’ân’da beyân etmiştir. |
|
|
<< Başa Dön < Önceki 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 Sonraki > Sona Git >>
|
1150 sonuçtan 631 - 640 arası gösteriliyor
|