|
|
Peygamber Efendimiz’in yegâne muallimi Cenâb-ı Hak’tır. O, bir beşerden ders almadı. Fakat bugünkü psikoloji olsun, pedagoji olsun, sosyal-antropoloji olsun, insana hitap eden, insan rûhunu tahlil eden ne kadar ilim varsa, onların hepsinde zirveyi teşkil etti. |
|
|
|
Her sanatkârın mahâreti, ortaya koyduğu eserden anlaşılır. Bu sebeple, câhiliyye toplumundan sahâbe neslini yetiştiren Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’de insanlığın görmüş olduğu en mükemmel eğitimcidir. |
|
|
Eğitimcilik, insan yetiştirme sanatıdır. Bu sanatı icrâ eden en büyük sanatkârlar da peygamberlerdir. |
|
|
Gönlü Allah muhabbetiyle dolu bir mü’min, hakîkatte hiçbir şeye mâlik olmadığının idrâki içindedir. Zira muhabbet, fedâkârlık gerektirdiği için haris bir mâlikiyetle, yani nefsânî bir sahiplik arzusuyla aslâ bağdaşmaz. Seven, sevdiği uğruna her şeyden vazgeçer. Zira hakîkat ehli buyurur:
“Ne senin malın senin, ne de benim malım benim; hepsi Allâh’ındır!” |
|
|
|
Etrafına merhamet nazarıyla bir bak ve düşün: Sen niye sağlam, sağlıklı ve varlıklısın; o niye sakat, hasta ve muhtaç?.. Çünkü Allah onu sana emanet etti ve seni ondan mes’ûl kıldı!.. |
|
|
|
Kullar için yegâne sığınak, barınak ve dayanak; rahmet-i ilâhiyyedir. Zira Cenâb-ı Hakk’ın mahlûkâtına merhameti sonsuzdur. Ne mutlu o sonsuzluğun seyyâhı olabilenlere!.. |
|
|
|
Cenâb-ı Hak âyet-i kerîmede; “Allâh’ın sana ihsân ettiği gibi sen de ihsân et…” (el-Kasas, 77) buyurarak, kendi cömertliğinin bir benzerini kullarında da görmeyi arzuladığını beyân etmektedir. Bunun için ilâhî ahlâkı yaşamak isteyen bir mü’min; elinden, dilinden, hâlinden, kālinden, velhâsıl maddî-mânevî bütün imkânlarından ikram hâlinde olarak Hakk’ın rızâsını aramalıdır. |
|
|
|
Eser, müessirin; sanat, sanatkârın aynasıdır. Kalp gözü âmâ olmayan bir kul, nereye nazar etse, kâinâtın hangi zerresi üzerinde tefekkür etse, Rabbinin sanatını temâşâ eder, Mutlak Sanatkâr’a olan sonsuz bir hayranlığın huzur, sürur ve hazzına gark olur. Yüce Yaratıcı’nın varlıklardaki kudret mühürlerini müşâhede eder. |
|
|
|
Rabbimiz ism-i Settâr’ı hürmetine, biz kullarının nice günahlarını örtmüş ve onları kalpte gizli siyah noktalar kılmıştır. Bu da O’nun sonsuz yüceliğinden, merhamet ve lûtfundandır. Zira işlenen günahların eseri kalpte değil de alında kara bir leke sûretinde zâhir olsaydı, muhakkak ki hiç kimsenin bir başkasına bakacak yüzü olmazdı. |
|
|
|
Yaratılmış varlıklardaki bütün rahmet esintilerinin mutlak menbaı, Cenâb-ı Hak’tır. Bu gözle baktığımızda kâinatta ilâhî muhabbetin eseri olan sayısız tecellîlerle karşılaşırız. Görünüşleriyle tüyler ürperten yılanların, yavrularını müşfik bakışlarıyla büyütmesi; akreplerin, yavrularını sırtlarında taşıması; en vahşî hayvanların bile yerine göre engin bir muhabbet kucağı hâline gelebilmesi, muhakkak ki, yüce Yaratıcımız’ın “el-Vedûd” sıfatından bir tecellîdir. |
|
|
<< Başa Dön < Önceki 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 Sonraki > Sona Git >>
|
1150 sonuçtan 491 - 500 arası gösteriliyor
|