|
|
İslâm şahsiyetini güzelce temsil edip Allâh’ın şâhitliği vazîfemizi lâyıkıyla îfâya gayret etmeliyiz ki, kıyâmette Peygamber Efendimiz’in hüsn-i şahâdetine ve şefâat-i uzmâsına nâil olabilelim. |
| |
|
|
|
Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in asla yalan söylemeyen güvenilir bir şahsiyet olduğunu, en azılı düşmanları bile itiraf hâlindeydiler. Bir eğitimcinin en mühim vasfı da; îtimâda lâyık bir şahsiyet sahibi olmasıdır. Zira insanlar dâimâ fazîlete ve şahsiyete hayran olurlar. |
|
|
|
İslâm ahlâkıyla ahlâklanmış bir mü’min, açılmış bir çiçek gibi güzelliğiyle, hoş râyihasıyla, rûhu okşamalıdır. Her sözü, rûha gıda olan pırlanta ifadelerden müteşekkil olmalıdır. Sîmâsından tebessüm eksik olmamalı, tatlı diliyle rahmet tevzî etmelidir. |
|
|
|
Bir eğitimcinin ağzından dâimâ pırlanta sözler çıkmalıdır. Karşısındakine bir akarsuyun akışı gibi ferahlık vermelidir. Kaba söz ve kaba muâmele eğitimci için, en büyük zaaflardan biridir. Allah korusun, âbâd edeceği yerde berbat eder. |
|
|
|
Mü’min, her an bir hizmet fırsatı aramalıdır. Şayet ararsa Allah önüne çıkarır. Fakat hizmet arayışını şuur hâline getirmeyenin önüne sayısız hizmet fırsatı çıksa bile, onlara gafil kalır. |
|
|
|
Cenâb-ı Hak, bir kayanın içinden bir ağaç çıktığını görerek, zorluklara ihlâs ve gayretle katlanıldığı takdirde en olmayacak işlerin bile olabileceğini anlamamızı istiyor. |
|
|
|
Eğitimci, karşılaşacağı zorluklardan yılmamalı, şikâyet etmemeli, bilâkis karşılaştığı her zorluğun, hizmetindeki kuvvet, dirâyet ve liyâkatini imtihan ettiğini düşünmelidir. |
|
|
Bir meyve ağacının meyveleri olgunlaştıkça dallarını yere eğdiği gibi olgun bir şahsiyetin gereği de mütevâzı olmaktır. |
|
|
Samimiyette hudutlara riâyet edilmediğinde ekseriyetle lâubâlîliği peşinden getirir. Fakat iyi bir eğitimci bu ikisini birbirinden ayırmasını bilmelidir. Samimî olmalı, dost olmalı fakat lâubâlî olmamalıdır. |
|
|
<< Başa Dön < Önceki 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 Sonraki > Sona Git >>
|
1150 sonuçtan 471 - 480 arası gösteriliyor
|