|
|
Bir mü’minin davranışı nâzik, sözü hoş, sükûtu tatlı olmalıdır. İnsan öfke esnâsında düzgün karar veremez. Çoğunlukla yanlış kararlar alır. |
|
|
|
Bütün mahlûkat insan için yaratılmıştır. Bu sebeple insan, bütün mahlûkatın, cemâdât, nebâtât, hayvanât ve insanıyla kendisine zimmetli olduğunun idrâki içinde olmalıdır |
|
|
|
Dînimizde sâlim bir akıl ve mantıkla tezat teşkil edecek hiçbir bilgi yoktur. Vesvese ve vehimlere düşen akılları, yine akıl yoluyla iknâ etmenin yolunu bir eğitimci mutlaka bilmelidir. |
|
|
|
İslâm tevhidi emreder. Tevhidin ise ortaklığa tahammülü yoktur. Çünkü ortaklık âcizlik demektir. Cenâb-ı Hak ise müteâldir... Muhâlefetün li’l-havâdis sıfatının ifade ettiği üzere, mahlûkata benzemekten münezzehtir. |
|
|
|
İslâm’ın ilâhî ahkâmı vaz etme usûlünde önce bâtılı temizlemek, sonra hakkı ikame etmek vardır. |
|
|
|
Efendimiz, on üç sene insanlara tebliğ için çırpındı. «Gelsinler anlatayım.» demedi. Taşlanmayı göze aldı Tâif’e gitti. Dönüşte bir köleyi buldu, ona hemen tebliğde bulundu. Hiçbir fırsatı değerlendirmeden geçmedi. |
|
|
|
Eğitimci talebesinin çınar istîdâdını çınar yapmaktan mes’ûldür. Hattâ bodur istîdâdı varsa onu dahî inkişâf ettirmelidir. |
|
|
|
Eğitimci, muhatabının hâlini sîmâsından tanıyacak bir hassâsiyete ulaşmalıdır. Muhatabının sıkıntılarını, dertlerini görmeden, sürekli ona bir şeyler öğretmeye çalışmak müsbet netice vermez. |
|
|
|
Eğitim, insan yetiştirme sanatıdır. İnsan ise Cenâb-ı Hakk’ın her birinde farklı tecellîlerini gösterdiği, bir sanat eseridir. Her insan parmak izleri gibi farklıdır. Bu sebeple eğitimde muhatabın en iyi şekilde tanınması elzemdir. |
|
|
|
Bizi gören, bizim şahsımızda İslâm’ın güler yüzünü görmeli. Bizim ibâdet ve muâmelât hayatımıza bakan, İslâm’ın fazîletlerini seyretmeli. Allah Teâlâ, bizden böyle bir şâhitlik istiyor. Bütün insanlığa İslâm şahsiyeti sergilememizi murâd ediyor. |
|
|
<< Başa Dön < Önceki 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 Sonraki > Sona Git >>
|
1150 sonuçtan 461 - 470 arası gösteriliyor
|