|
|
Toplumları gerçek ilim ve irfân ile yoğuracak olan rûh, kaba cüsseli kitapların üzerine kapanmış hodgâm bilgiçlerin rûhu değil, Kur’ân hikmetleri ile gönlünü derinleştiren, insanlığa merhamet ve huzur güneşi olan Mevlânâlar, Yûnuslar ve emsâli Hak dostlarının rûhudur. |
|
|
|
Kâmil rûhlar, hizmet ve merhamet sâyesinde ebedî kurtuluşa ermek için, etraflarında kurtaracak başka varlıklar ararlar. |
|
|
|
Kâmil rûhlar, hizmet ve merhamet sâyesinde ebedî kurtuluşa ermek için, etraflarında kurtaracak başka varlıklar ararlar. |
|
|
|
Ârif gönüller, şu ifâdeyi hiçbir zaman hatırdan uzak tutmazlar: “Helâlin hesâbı, harâmın da azâbı vardır.” |
|
|
|
“Rızkın peşinde değil, Rezzâk’ın peşinde koş!” |
|
|
|
Âriflerden biri, hikmetler sergisi olan bu âlemi şöyle tarif eder: “Dünya, âkiller (akıl sahipleri) için seyr-i bedâyî (İlâhî kudret akışlarını ibretle temâşa), ahmaklar için ise yemek ile şehvettir.” |
|
|
|
Bir işe râm olmadan ona sâhip olmak mümkün değildir. |
|
|
|
Bu dünyada her sözümüzden dolayı hesaba çekilmesek bile, âhirette mutlaka hesaba çekileceğiz. Bu sebeple ağzımıza giren lokmalar kadar ağzımızdan çıkan sözlere de ciddiyetle dikkat etmemiz şarttır. |
|
|
|
İnsanî münâsebetlerde yaşanan pek çok sıkıntı, lisânın yanlış kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Zîrâ dil, hayrın anahtarı olabileceği gibi, doğru kullanılmadığında şerre de anahtar olabilir. Bunun için dilimiz, kalplere batan bir diken değil, huzur tevzî eden bir rahmet lisânı olmalıdır. |
|
|
|
Kur’ân’ın hikmet ve sırları, bir okyanus gibi derindir. Lâkin herkes kendi kalbî derinliği nisbetinde ondan istifâde eder. Kişinin kalbî istiâbı bir terzi yüksüğü kadar küçükse, o uçsuz bucaksız deryâdan alabileceği nasip de o nisbette olacaktır. |
|
|
<< Başa Dön < Önceki 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 Sonraki > Sona Git >>
|
634 sonuçtan 451 - 460 arası gösteriliyor
|