|
|
Vakıf kapısındaki muhtaç, garip ve fakirler, doktor kapısında bekleyen muzdarip hastalar gibidir. Onların ihtiyaçlarını gidermeye çalıştığımız gibi, mahzun gönüllerini de hoş etmeliyiz. “Bugün git, yarın gel!” üslûbu, bizim ahlâkımız olamaz. |
|
|
|
İhtiyacını arz eden muhtâca ulaşmak kolaydır. Ancak iffetinden dolayı hâlini arz edemeyen mahrûmu da bulmaya mecbûruz. |
|
|
|
Dünya üç şey ile cennet olur: Elden, dilden ve gönülden infak ile. |
|
|
|
İnfak yalnız maddî değildir. Rabbin ihsân ettiği her şeyden infak edilmelidir. İslâm’ın yaşanarak tebliğ edilmesi, infâkın en güzel şeklidir. |
|
|
|
Zekât ve infaklar insanın ruh, şahsiyet ve karakterini maddenin esâretinden kurtararak yücelten birer vasıtadırlar. |
|
|
|
Yavrularımız, mülkün hakîkî sâhibinin Allâh Teâlâ olduğu idrâki içinde büyümelidirler. Bizler, çocuklarımızı nasıl küçük yaşta namaza alıştırmakla mükellef isek, onlara aynı zamanda infak heyecanı vermeye ve bir muzdaribi sevindirme ibâdetine de alıştırmaya mecbûruz. |
|
|
|
Hizmetin makbûliyeti, sırf Allâh rızâsı için yapılmasında ve hizmete muhâtab olanları incitip küçültmeyecek, bilâkis onları onure edecek bir üslûb ile îfâ edilmesindedir. |
|
|
|
Uzaktan kumanda ile hizmet îfâ edilmez. İşin başındakiler dâimâ fedakâr ve önde olmak mecbûriyetindedirler. |
|
|
|
Bir insana yapılabilecek en büyük hizmet, onun ebedî istikbâlini kazanmasına yardımcı olmaktır. Bunun yolu da onu istikâmet üzere bir kulluğa yönlendirebilmektir ki bu da ancak Kur’ânî duygularla istikâmetlenmek ve ahlâklanmakla mümkün olur. |
|
|
|
Muhabbetsiz ve merhametsiz bir hizmet, gönül kırmaktır. |
|
|
<< Başa Dön < Önceki 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 Sonraki > Sona Git >>
|
634 sonuçtan 431 - 440 arası gösteriliyor
|