|
|
Sabahın selametini elde etmek isteyen her insan, ilâhî ve mânevî manzaraların iklimine girebilmek yolunda gecesini gâyeli kullanmak mecburiyetindedir. |
|
|
|
Ne mutlu evlâtlarına ve gelecek nesillere karşı ÅŸerefli bir îman hizmeti îfâ ederek ilâhî mîzanda Kur’ân-ı Kerîm nîmetinin mes’ûliyetinden beraat fermânı alabilenlere... |
|
|
|
Kur’ân-ı Kerîm’i, kalbi ilâhî muhabbetle dolu, sâlih ve sâliha muallimlerden öÄŸrenmek zarûrîdir ki, o feyizli kalblerden bir hâl in’ikâs ederek dinleyenleri duygu derinliÄŸine ve tefekküre sevk etsin. |
|
|
|
Kendi yüreÄŸinde hissetmediÄŸi için îmânın aÅŸk ve vecdini minik ve mâsum yüreklere hissettiremeyen bir eÄŸitimci ve Kur’ân’ın engin mânâ kevserinden kendisi tatmadığı için tattıramayan bir hoca, büyük bir vebâl altındadır. |
|
|
|
Kur’ân ile duygu derinliÄŸine nâil olabilmek ve Kur’ân’ın ulvî mânâlarını amel-i sâlihler hâlinde davranışlara aksettirebilmek için, kalblerin pozitif enerji ile, yâni muhabbet ve rûhâniyetle dolması zarûrîdir. |
|
|
|
Kur’ân hizmetinde bulunanlar, kendilerinin “lâ-yüs’el” yâni sorumsuz olmadıklarını, birgün ilâhî mizanda hesap vereceklerini unutmamalıdırlar. |
|
|
|
Kur’ân hizmetinde bulunanlar, kendilerine emanet edilen talebelerine karşı emir-komuta münâsebetiyle, mecbûriyet savma kabîlinden, heyecansız, samîmiyetsiz ve kuru bilgilerle ders takrir etmekten kaçınmalıdırlar. |
|
|
|
Kur’ân hizmetinde bulunanların, örnek davranışlarla olgun bir karakter sergileyip kendilerini sevdirmeleri îcâb eder. |
|
|
|
Kur’ân muallimlerinin -bilhassa günümüzde- talebelerine daha çok ihtimam göstermeleri zarûrîdir. |
|
|
|
Kur’ân-ı Kerîm’de beyân edildiÄŸi gibi, Cenâb-ı Hak, kullarından tâkatlerinden fazlasını istememiÅŸtir. Lâkin tâkatleri nisbetinde de vazîfelerini yerine getirmekten mes’ûl kılmıştır. |
|
|
<< Başa Dön < Önceki 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 Sonraki > Sona Git >>
|
1259 sonuçtan 1141 - 1150 arası gösteriliyor
|