|
|
Tefekkürde derinleşen gönüller idrâk eder ki, ilâhî saltanat karşısında bu dünya, fezâda yüzen trilyonlarca tozdan sadece bir tanesidir. Dağlar, ovalar, okyanuslar ve insan da bu tozun içerisindedir. İşte bu acziyetiyle insan, kulluğu dışında sadece bir “hiç”ten ibârettir! |
|
|
|
Rasûlullah r’in Hirâ’daki uzlet ve inzivâsından ve daha sonraki dönemlerde de muntazam olarak îfâ ettiği îtikâflarından anlıyoruz ki, bir müslüman ne kadar ibâdet ederse etsin, zaman zaman uzlete çekilerek nefis muhâsebesi yapmalı ve kâinattaki ilâhî kudret akışlarını tefekkür ederek kemâle ermeye çalışmalıdır. |
|
|
|
Kâinat, sonsuz ilâhî güzelliklerin menbaından taşan tecellîler sergisidir. İnsan denilen muammâ da, ilâhî neşve ve güzelliklerin kâmil bir tecellîsidir. Gören gözler, duyan kalpler, yeryüzünde ilâhî azamet ve kudret akışlarından başka bir şey duymaz ve görmezler. İnsanı, bu yüksek kalbî kıvâma ulaştıracak olan en büyük vâsıta ise, tefekkürdür. Zira Hakk’ın azametini tefekkür, hakîkate ulaşmanın yegâne vâsıtası, tâbiri câizse şah damarıdır. |
|
|
|
Yaratılış hikmetini idrâk edemeyen, maddî ve mânevî yapısının inceliklerinden gâfil kalan bir insanın; nezih bir hayat sürmesi ve kâinattaki kudret akışlarını müşâhede edebilmesi ise imkânsızdır. |
|
|
|
İslâm nîmeti bizlere, bugüne kadar yapılan pek çok fedâkârlık sâyesinde gelmiştir. Bize düşen de, Cenâb-ı Hakk’ın bize ihsân ettiği istîdat ve imkânları son haddine kadar O’nun rızâsı yolunda aşk ve şevkle kullanabilmektir. |
|
|
|
Fedâkâr bir mü’min, Allah yolundaki her hizmeti muhabbet ve şefkatle îfâ eden bir ümit ve îman menbaıdır. O, ruhlara huzur bahşeden her gayretin en ön safında yer alır. Yine o, sözleri, davranışları ve örnek ahlâkı ile dâimâ Allâh’ın rızâsını talep hâlindedir. O, dertlinin, muzdaribin yanında, kimsesizlerin ve ümitsizlerin başucundadır. |
|
|
İslâm’ın bizlere telkîn ettiği fedâkârlık ufkuna sahip bir mü’min;
Cömert, merhametli, mütevâzı, hizmet ehli ve ruhlara ebedî hayat aşısı yapan bir gönül doktorudur. |
|
|
|
Fedâkârlık, kâmil mü’minlerin şiârıdır. Kulu Rabbine yaklaştıran en müstesnâ insanlık cevheridir. Sevginin en hassas ölçüsüdür. Diğer bir ifâdeyle, sevginin kantarı fedâkârlıktır. |
|
|
|
Takvâ hayatı yaşamak demek; Cenâb-ı Hakk’a dost olabilmek, cenneti kazanabilmek, cennetin güzelliklerinden, derinliklerinden, ilâhî ikramdan anlayabilecek bir kalbe dünyada sahip olabilmek demektir. |
|
|
|
Takvâ, mü’minin, Allâh’ın hıfz u emânına sığınarak, âhirette kendisine zarar ve elem verecek şeylerden titizlikle korunması ve günahlardan sakınarak sâlih amellere sarılmasıdır. |
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
627 sonuçtan 1 - 10 arası gösteriliyor
|