Osman Nuri Topbas Osman Nuri Topbas
ANASAYFAHAYATIESERLERİSOHBETLERİMAKALELERİMÜLAKATLARIZİYARETÇİ DEFTERİFOTOĞRAFLARI
   ANASAYFA arrow MAKALELERİ
Gündüzü Karanlık Olanları Ara
Sayıs 76 Haziran 2011
ŞEBNEM DERGİSİ
Cömertliğiyle meşhur olan Hâtem-i Tâî'nin, tıpkı kendisi gibi kerem sahibi bir annesi vardı. İsmi Utbe bint-i Afîf idi. Şiir söyleme kâbiliyetiyle de meşhur olan bu hanım, aynen oğlu gibi, kendisine ihtiyacını arz etmek için gelen hiç kimseyi eli boş göndermeyen, merhamet ve şefkat ummânı bir gönle sahipti.
 
Kimler Şehiddir?
Yıl : 2011 Ay: Mayıs Sayı: 75
ŞEBNEM DERGİSİ

Allah Teâlâ'nın bir ism-i şerîfi de; "Her şeye şâhid olan, her hâlin zâhirine ve bâtınına vâkıf, gözetleyen ve bilen mânâlarına" gelen "eş-Şehîd"dir. Bu sıfat-ı ilâhî, Nisâ Sûresi'nin 33. âyetinde:
"Şüphesiz Allah, her şey üzerinde şâhiddir." şeklinde bildirilirken, Mücâdele Sûresinin 6. âyetinde:
"...Allah onların yaptıklarını bir bir saymıştır. Oysa onlar, unutmuşlardı. Hâlbuki Allah her şeye şâhiddir." şeklinde zikredilmektedir.
 
Sultanlık, Sana Hâdim Olmaktır
Yıl: 211 Ay: Nisan Sayı: 74
ŞEBNEM DERGİSİ
İslâm tarihinin sahâbe devrinden sonra en ihtişamlı dönemini teşkil eden Osmanlı Devleti, pâdişâhından çobanına kadar bütün müʼmin halkının müstesnâ bir Peygamber aşkıyla temâyüz ettiği bir devlettir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e, her adı zikredildiğinde cân u gönülden salât ü selâm getirmenin yanında, büyük bir hürmet hissiyle elini kalbinin üzerine koymak, O'nun mevlid-i şerîfi okunurken velâdet ânını ifâde eden mısrâları topyekûn ayakta dinlemek gibi sayısız ihtiram tezâhürünün en mükemmel örneklerini bu yüce devletin zirvesindeki pâdişahlar, bir örf hâline getirerek yaşamışlardır. Yine Medîne-i Münevvere postası geldiği zaman abdestini tazelemeden, oradan gelen mektupları öpüp yüzüne-gözüne sürmeden ve ayağa kalkmadan okutturan bir tek Osmanlı pâdişâhı yoktur.
 
Bir Ömür Vefâ
Yıl: 2011 Ay: Mart Sayı: 73
ŞEBNEM DERGİSİ
Çanakkale'de yedi düvele karşı yiğitçe çarpışan şanlı ordumuz, sadece kahramanlık ve cesâret destânı değil, aynı zamanda bir de fazîlet destânı yazmıştır. Zira onlar, gönüllerindeki engin îman nûru sâyesinde Cenâb-ı Hakk'ın yardımına mazhar olmuş ve:
"Ey îman edenler! (Savaş için) bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebât edin ve Allâh'ı çok anın ki başarıya ulaşasınız." (el-Enfâl, 45) âyet-i kerîmesinin canlı bir misâli olarak tarihe nakşolmuşlardır. Nitekim savaşta gâlip gelmek, sayıya değil, haklı olmaya, doğruluğa, îman ve mâneviyâta bağlıdır. Bu sebeple zafer tâcı, ekseriyetle kemmiyetten ziyâde keyfiyet sâhibi orduların başına konmuştur.
 
Bu Cihânın Bekâsı Yok
Yıl: 2011 Ay: Şubat Sayı: 72
ŞEBNEM DERGİSİ
Fâniliği Unutma!

Rivâyete göre, hükümdarın biri, dillere destan muhteşem bir saray yaptırmıştı. Öyle ki, sarayın her odası ayrı bir güzellik sergisi, her köşesi ince tezyînatla işlenmiş ayrı bir sanat eseri gibiydi. Kapılar, kakma sanatının en nâdide örneklerini taşırken, duvarlar baştan başa rûhu okşayan enfes hat örnekleriyle doluydu. Hülâsa, kısa bir vakitte bu sarayın hususî özelliklerini tamamıyla anlatabilmek mümkün değildi.

Hükümdar bir gün, evliyâullahʼtan bir zâtı, saraya dâvet etti. Dâvete icâbet edip saraya teşrif eden mübârek misafirine sarayın her tarafını kemâl-i edeple gezdirdikten sonra, niyetini şu sözlerle izhâr etti:

"-Efendim! Sarayı nasıl buldunuz? Bu hususta görüşlerinizi almak isteriz."
 
Nasihat Kabul Etmeyen Ölü Kalpler
Yıl: 2011 Ay: Ocak Sayı: 71
ŞEBNEM DERGİSİ
Şeyh Sâdî'nin "Gülistan" isimli eserinde naklettiği şu hâdise, söylenen bir sözün muhtevâsı her ne kadar hikmet dolu da olsa, ölü bir kalbe sahip kimselerin bu hikmet deryâsından bir katre bile nasipdâr olamayacaklarını pek veciz bir şekilde ifâde etmektedir:

"Bir ticaret kervanı, büyük kazanç elde etmiş olmanın huzur ve neş'esi içerisinde ülkelerine dönmekte idi. Bunu haber alan bir grup eşkıya, onlara baskın yapmak için pusu kurmuş bekliyordu. Kâfile iyice yaklaştığında, insanlık haysiyet ve şerefine vedâ etmiş olan bu yağmacılar, kokuşmuş bir leşe üşüşen sinekler gibi gizlendikleri yerlerden çıkarak tüccarların bütün mallarına el koydular. Bu zâlimâne hâdise, tüccarların yüzlerindeki tebessümü ve gönüllerindeki huzuru bir anda yok etti. Öyle ki, ne yapacaklarını bilemediklerinden, yağlı kâğıtta mürekkebin durmadığı gibi hayır ve iyiliğin de gönüllerinde karar kılmadığı o eşkıyalara:
 
Nezâket Üslubuyla Konuşmak
Yıl: 2010 Ay: Aralık Sayı: 70
ŞEBNEM DERGİSİ
Pâdişâhın biri, rüyasında, dişlerinin önden arkaya doğru döküldüğünü, yemek yiyemez hâle geldiğini görür. Canı sıkılan pâdişah, gördüğü rüyanın yorumunu yaptırmak üzere derhal saray tâbircilerini huzûruna çağırtır. Rüyâsını anlattıktan sonra tâbircibaşına:
"‒Hele bir söyle, bu rüyâ hayır mıdır, şer midir? Neye işarettir?" diye sorar. Tâbircibaşı hiç düşünmeden:
"‒Maalesef şerdir pâdişâhım!" der. "Uzun yaşayacaksınız; ama ne yazık ki gözlerinizin önünde bütün yakınlarınızın birer birer ölüp sizi yapayalnız bıraktıklarını göreceksiniz."
Tâbircibaşının bu yorumu, pâdişâhın gönlünde âdeta soğuk rüzgârlar estirir. Bir anlık sessizliğin ardından pâdişah hiddetle kükrer:
"‒Tez atın şunu zindana, felâket tellâlı olmak neymiş öğrensin!"
Muhâfızlar, tâbircibaşıyı yaka-paça götürüp zindana atarlar.
Pâdişah, bu kez huzûrundaki diğer bir tâbirciye dönerek:
"‒Sen söyle bakalım, rüyâmın tâbiri nedir, hayır mıdır, şer midir?" der.
Tâbirci sükûnet içinde bir müddet düşünür, sonra birden yüzü aydınlanır ve tane tane konuşmaya başlar:
 
İslâm Kardeşliğini Muhafaza Etmek
Yıl:2010 Ay: Kasım Sayı: 69
ŞEBNEM DERGİSİ
Peygamber Efendimiz, hicretin sekizinci yılında bazı kabîlelerin Medîne'yi kuşatmak maksadıyla toplandıklarını haber almıştı. Bunun üzerine, içlerinde Muhâcir ve Ensâr'ın ileri gelenlerinin de bulunduğu 300 kişilik ordunun başına Amr bin Âs'ı komutan tayin ederek onların üzerine sefere yolladı.
Amr ra'ın kumandası altında yola çıkan mücâhidler, gündüzleri gizlenip geceleri yürüyerek, Medîne'ye deve yürüyüşü ile on günlük mesâfede bulunan Zâtü's-Selâsil'e vardılar. Lâkin aradıkları kavme yaklaştıklarında Amr bin Âs, onların kendilerinden sayıca daha fazla olduğunu ve Müslümanlar için büyük bir yığınak hazırlamış olduklarını gördü. Bunun üzerine mü'minlerin hayatlarını tehlikeye atmamak için, hemen Peygamber Efendimiz'e bir elçi yollayarak yardımcı bir birlik talebinde bulundu.
 
Hakk’a Meyletmek
Yıl:2010 Ay: Ekim Sayı: 68
ŞEBNEM DERGİSİ
Behlül Dânâ Hazretleri, yol üzerindeki bir vîrânenin yıkılmak üzere olan eğilmiş duvarına bakıp sık sık âkıbetini tefekkür ederdi. Yine bir gün derin bir tefekkürle orayı seyrederken duvar âniden çöküverdi. Bu hâdise Behlül Dânâ Hazretleri’nde gözle görülür derecede büyük bir sürûra vesîle oldu. Onun bu büyük sevincine mânâ veremeyen insanlar, merakla ondaki bu değişikliğin sebebini sordular. Behlül Dânâ Hazretleri, onlara şu cevabı verdi:
“−Duvar meyilli olduğu tarafa yıkıldı!”
Hazretin az evvelki sevincine bir türlü akıl erdiremeyen insanlar, Behlül Dânâ’nın bu sözleriyle iyice şaşkınlaştılar. Bu ifadelerle onun neyi kastettiğini anlayamadıklarından bu defa:
“−Peki, bunda şaşılacak ne var?!” diye sordular.
O ise insanlara, derin tefekkürünün bir neticesi olan şu hikmetli cevabı verdi:
 
Tevâzû Saltanatı
Yıl:2010 Ay: Eylül Sayı: 67
ŞEBNEM DERGİSİ
Ebu'l-Hasan Harakânî Hazretleri'nin şöhretini duyan Gazneli Mahmud, adamlarıyla birlikte birgün, Şeyhi ziyaret etmek üzere Harakân'a gelir. Lâkin Sultanın gönlündeki asıl niyet, bir Allah dostunu ziyâret ederek mânen istifâde etmek değil, bilâkis soracağı sorularla Harakânî Hazretleriʼni imtihan etmektir.
Harakânî Hazretleri, Cenâb-ı Hakk'ın lutfuyla sultânın gönlündeki bu kötü niyeti sezer. Bunun üzerine, Cenâb-ı Hakk'ın kendilerine tevdî ettiği, en alt kademeden en üst kademeye kadar bütün insanları irşad vazifesi sebebiyle, Sultana belindeki kibir taşıyla yücelere kanat açamayacağını ve bir sultâna şeref kazandıran asıl vasfın tevâzû olduğunu bildirmek ister. Bu sebeple de Harakânî Hazretleri, huzûruna çıkan Sultana husûsî bir alâka göstermediği gibi, ayağa dahî kalkmaz.
 
<< Başa Dön < Önceki 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 Sonraki > Sona Git >>


Makaleleri
Son Eklenenler
 
En Çok Görüntülenenler
   2012 © www.osmannuritopbas.com
Erkam Bilisim