Yıl: 2008 - Ay: Ekim - Sayı: 25 |
|
GENÇ DERGİSİ
|
|
Dostluk; sevenin sevilende kendi husûsiyetlerini görmesinden kaynaklanır. Gerçek dostlar arasındaki muhabbet, fizikteki birleşik kaplar misâli, his ve fikirlerde aynîleşmeyi sağlar. Zîrâ gerçek dostluk, iki gönül arasındaki cereyan hattı gibidir. Bu cereyanla, yâni muhabbet akışı ile, dostların her hâli birbirine sirâyet eder.
|
|
|
|
Yıl: 2008 - Ay: Eylül - Sayı: 24 |
|
GENÇ DERGİSİ
|
|
Kâinât’ın Efendisi’nden gayri bütün peygamberlerin me’mûriyetleri, belli bir zaman ve mekân ile sınırlı kalmıştır. Hâlbuki, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, bi’setinden (gönderilişinden) kıyâmete kadar bütün zaman ve mekânları tedvîre yâni idâre etmeye memur olduğundan O’nun bütün davranışları, en cüz’î ve mahrem teferruatına kadar sahîh bir rivâyetle bize kadar intikâl etmiştir. Bu rivâyetler dünyâ durdukça bâkî kalacaktır. Bunun sebebi hiç şüphesiz, O’na tahsîs edilmiş olan “âhirzaman”ın bütün insanlarına O’nun bir “üsve-i hasene”, yâni mükemmel bir örnek olmasını temin gibi bir murâd-ı ilâhîdir.
|
|
|
|
Yıl: 2008 - Ay: Ağustos - Sayı: 23 |
|
GENÇ DERGİSİ
|
|
Yaşadığımız kâinat, fiilî bir Kur’ân ve esmâ-i ilâhiyyenin tecellîleri ile müzeyyen bir sanat hârikasıdır. Cenâb-ı Hak, kullarının rûhen zarifleşip hassasiyet kazanarak ilâhî azamet tecellîleri ve kudret akışlarını gönül gözüyle seyredebilmesini ve bunun neticesinde kendisi ile bir dostluk kurulmasını arzu etmektedir. Bu vesile ile Kur’ân-ı Kerîm’de çok çeşitli ve hayran bırakıcı muhtelif üsluplar kullanmıştır. Bu üsluplardan biri de bazı varlıklar üzerine edilen yeminlerdir.
|
|
|
|
Yıl: 2008 - Ay: Temmuz - Sayı: 22 |
|
GENÇ DERGİSİ
|
|
Bir kimsenin temiz gönüllü, ihlâslı ve doğru bir istikâmet sahibi olduğunu anlamak için onun, yaptığı ibâdetlerinden ziyâde o ibâdetleri hangi kalbî seviye ve hâl ile yaptığına bakılmalıdır. Yani bilhassa davranışlarının İslâm ahlâkına uygun ve kazancının helâl olup olmadığına dikkat edilmelidir. Bu meyanda Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh-, bir kimse methedildiği zaman, metheden şahsa, üç şeyi sormuştu:
“-Sen onunla hiç komşuluk, yolculuk veya ticâret yaptın mı?”
Muhatâbı üçünü de yapmadığını söyleyince: -Öyleyse onu methetmeyin, çünkü siz onu lâyıkıyla tanımıyorsunuz!” buyurdu.
Onun için Süfyân-ı Servî -kuddise sirruh-:
“Kişinin dindarlığı, ekmeğinin helâlliği nisbetindedir.” buyurmuştur.
|
|
|
|
Yıl: 2008 - Ay: Haziran - Sayı: 21 |
|
GENÇ DERGİSİ
|
|
Hayat, Cenâb-ı Hakk’ın her canlıya bir defâ kullanmak üzere bahşettiği ve muayyen bir zamanla hudutlandırdığı son derece kıymetli bir nîmettir. Zamanı, onun değerine en lâyık amellere sarf etmek şarttır. Çünkü hayatta her an yapılabilecek birden fazla iş vardır. Fakat bunların o an için en ehemmiyetli olanlarını öne almak ve diğerlerini de ehemmiyet derecelerine göre sıraya koymak, zamanı gereği gibi kullanabilmek için dikkat edilmesi gereken mühim bir düsturdur.
|
|
|
|
Yıl: 2008 - Ay: Mayıs - Sayı: 20 |
|
GENÇ DERGİSİ
|
|
Bir nahiv (dilbilgisi) âlimi gemiye binmişti. Sefer esnâsında ilmine mağrur bir şekilde gemici ile sohbete koyuldu. Gemiciye zaman zaman muhtelif suâller sordu ve muhâtabından her defasında “bilmiyorum” cevabını alınca da gemiciye karşı ilmiyle iftihâr etmek üzere:
“–Yazık! Ömrünün yarısını câhilliğin yüzünden hebâ etmişsin.” diyerek onunla alay etti.
|
|
|
|
Yıl: 2008 - Ay: Nisan - Sayı: 19 |
|
GENÇ DERGİSİ
|
|
Hazret-i Mevlânâ’nın veciz bir ifâdesi vardır:
“İki dünyâ, bir gönül için yaratılmıştır! «Sen olmasaydın, Sen olmasaydın bu kâinâtı yaratmazdım!..» ifâdesinin mânâsını iyi düşün!..”
Varlıkların yaratılışında, Allah Teâlâ’nın, sevgili Rasûlü Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-’a olan muhabbetinin mühim bir yeri vardır. İlâhî muhabbet sâikıyla yaratılan kâinâtın ve onun özü durumundaki insanın aslî cevherini “Muhammedî Nûr” teşkîl eder. İlk yaratılan nûr, O’nun nûrudur. Bütün varlıklar, O nûrun şerefine halk edilmiştir.
|
|
|
|
Yıl: 2008 - Ay: Mart - Sayı: 18 |
|
GENÇ DERGİSİ
|
|
Çanakkale Muhârebeleri’nde iki zafer birden kazanılmıştır. Bunlardan biri, düşmana karşı zâhiren kazanılan maddî zafer; ikincisi ise, ruh ve mânâ, fazîlet ve fedakârlık, din, îman ve vatan sevgisi hususlarında yaşanan ve aslâ mâzî olmayan mânevî zaferdir. Bu zafer, Türk milletinin tarihindeki eşsiz bir şeref tablosudur. |
|
|
|
Yıl: 2008 - Ay: Şubat - Sayı: 17 |
|
GENÇ DERGİSİ
|
|
Muhabbet ilahi bir sermayedir. Mümin bu sermayeyi nerede ve nereye kullanacağını iyi idrak etmeli ve külli iradenin bu lütfunu ziyan etmemelidir.
Cenâb-ı Hak, bu âlemi bizler için bir imtihan mekânı kılmıştır. Bu imtihanların belki de en ağırı, muhabbet nîmetini nasıl kullanacağımız husûsundadır.
|
|
|
|
Yıl: 2008 - Ay: Ocak - Sayı:16 |
|
GENÇ DERGİSİ
|
|
Genç nesillerin en büyük ideali, istikbâle hazırlanmaktır. Herkes istikbâle dâir, kendi iç dünyâsına göre birtakım hayallerin peşindedir. Meselâ; "Ben şu fakülteye gideceğim, şu mevkîye geleceğim." gibi. Bu da gâyet tabiîdir. Lâkin kendi yapımıza göre hangi mesleği tercih edecek olursak olalım, o meslekte Allah rızâsının aranması zarûrîdir. |
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 Sonraki > Sona Git >>
|
310 sonuçtan 231 - 240 arası gösteriliyor
|