Yıl: 1996 - Mart - Sayı: 121 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
|
İnsanı îman ile mükellef kılan ve onu bu maksad ile dünyaya gönderen Cenâb-ı Hakk, beşerin içinde yaşadığı alemi de adetullah denilen birtakım ilâhî kanun ve kaidelere tabii kılmıştır. Mesela, güneşin doğup batması, gündüz ve gecenin birbirini takib etmesindeki intizam gibi ilâhî tayinle olan bu gibi hususlar, asla değişmez ve değiştirilemezler. Aslında sihir ve manyetizma gibi harikalar da, adetullah dediğimiz kanunlardan bir kısmının kullanılmasıyla gerçekleşir. |
|
|
|
Yıl: 1996 - Şubat - Sayı: 120 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
|
Rasûlullah (s.a.), Cenab-ı Hakk'dan üç türlü ilim telakkî etmiştir. Birincisi, kendisi ile Allah (c.c.) arasında mahfuzdur. Bu ilim, beşer idrakinin üzerinde olduğundan nâsa fâş olunmamıştır. Yalnız Allah Rasûlü'ne mahsus kalmıştır. Cebrail (a.s.):
"Ya Rasûlallah! Ben senin hakîkatini idrak edebilsem, yanına gelemezdim." buyurmuştur. |
|
|
|
Yıl: 1996 - Ay: Ocak - Sayı: 119 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
|
Allah'ın (c.c.) mübarek isimlerinden biri de "el-Hakk"dır. Bu sıfat-ı ilahîyenin îcabı olarak mutlak hakimiyet ve saltanat O'na aittir. Hakk'ın bu saltanat ve hakimiyetini kabul etmeyenler, eninde sonunda Hakk'ın acı intikamına dûçar olur ve sefalete sürüklenirler. Hakk'a sığınmak, hakkı yaşamak, faili için izzet; zıddı olan nefse yaltaklanmak ise, zillet ve hüsrandır. |
|
|
|
Yıl: 1995 - Aralık - Sayı: 118 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
|
Hz. Mevlana (k.s.), "nefsaniyet" ve "Rûhaniyet" diye adlandırılan, birbirine zıd iki keyfiyetin, birbirleri ile mücadelelerini ve her birinin tabi olduğu cazibeyi çeşitli misallerle anlatarak Rûhaniyetini inkişaf ettirmek isteyenlerin, ancak gerçek aşk sayesinde gayesine ulaşabileceklerini aşağıdaki hikayede şöyle izah eder: |
|
|
|
Yıl: 1995 - Ay: Kasım - Sayı: 117 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
|
Dünya bir imtihan ve iptilalar mekanıdır. İlk nazarda rayihası, hoş ve tatlı gelir. Nefse tazelik ve canlılık verir. Lakin bir tuzaktır ki, nefs engelini aşamayanların girdabıdır. Su gibi görünen aldatıcı bir serap veya, çocukların heves ettiği bir elma şekeridir ki, dışı rengarenk boyalar ve renkler cümbüşü, içi ise harabat ve ekşidir. Aşıkını büyüleyerek sefih eder. Zahirine aldananlar, ebedi alemlerini ziyana uğratır. Neticesi, sonsuzluğa dek nedamettir. |
|
|
|
Yıl: 1995 - Ekim - Sayı: 116 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
|
Adem'in, bilinen zelleyi -yani gayr-i iradi hatayı- irtikab etmesi, onun Cennetten Dünya'ya gönderilmesine sebep olmuştur. Bu yeni mekânda neslinin çoğalıp bir imtihana tabi tutularak, bir kısmının ancak hak kazanma neticesinde tekrar Cennete döndürülmesi, insanın ahsen-i takvim şerefine nâiliyyeti içindir. Ancak bu şeref ve değerin artması için Cenâb-ı Hakk insanı "nefs" ile techiz etmişdir. "Nefs", ulaşılacak neticenin şeref ve değerini arttıran muazzam bir engeldir. |
|
|
|
Yıl: 1995 - Ay: Eylül - Sayı: 115 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
|
Ezelde Allah'ın (c c ) yalnız kendisi mevcüd iken, o yüce varlık, bilinmeyi murad ederek, sıfatlarının tecellîsi ile bu kesret (çokluk) alemim vücuda getirmiştir. Cenab-ı Hakk'ın sıfatları, -Kur'an-ı Kerîm'de doksan dokuz olmasına rağmen- pek çoktur. Bunların bir kısmını yalnız kendi bilir, diğer bir kısmını ise, sadece peygamberlere bildirmiştir Bu ilim onlarda mahfuz kalmıştır. Alimler de doksan dokuza dahil olmayan bir çok sıfat-ı ilahiyyeye vakıftırlar. |
|
|
|
Yıl: 1995 - Ağustos - Sayı: 114 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
|
Beşerî hayatı yüceltmek veya alçaltmak husûsunda muhabbet ve husumet kadar müessir olan hiçbir şey mevcut değildir. Layık olana muhabbet, müstahakkına husumet, hayatı alabildiğine yükseltip ulvîleştirirken, bunun aksine hareket de hayatı, alabildiğine süflîleştirir. |
|
|
|
Yıl: 1995 - Temmuz - Sayı: 113 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
|
İmanın ilk meyvesi merhamettir. Ondan uzak bir gönül zî-hayat (hayat sahibi, canlı) değildir. Her hayrın başı olan besmele ve fatiha Allah'ın (c.c.) Rahman ve Rahîm (merhamet) isimleri ile başlar. Peygamberler ve velîlerin hayat hikayeleri de merhamet menkıbeleri ile doludur. |
|
|
|
Yıl: 1995 - Ay: Haziran - Sayı: 112 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
|
Meryemoğlu İsa sanki kendisini bir arslan kovalıyormuş gibi canhıraş bir şekilde kaçıyordu. Adamın biri bu hale hayret ederek ardından koştu ve şöyle seslendi:
"Hayrola, ürkütülmüş bir kuş gibi çırpına çırpına niçin ve nereye kaçıyorsun? Arkanda kimse yok!" |
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 Sonraki > Sona Git >>
|
241 sonuçtan 161 - 170 arası gösteriliyor
|