Yıl: 2001 - Ay: Mayıs - Sayı: 183 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
|
Abdullah bin Câfer -radıyallâhu anh- bir seyahat esnâsında, bir hurma bahçesine uğradı. Bahçenin hizmetçisi siyahî bir köle idi. Köleye üç adet ekmek getirmişlerdi. Bu sırada bir köpek geldi. Köle, ekmeklerden birini ona attı. Köpek ekmeği yedi. Öbürünü attı. Onu da yedi. Üçüncüyü de attı. Onu da yedi. |
|
|
|
Yıl: 2001 - Ay: Nisan - Sayı: 182 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
|
Ramazan-ı Şerîfte va'z u nasîhat için Erzurum'un bir köyüne davet edilen İbrahim Hakkı Hazretleri'ni alıp köye getirmek üzere bu işleri yapan Ermeni bir hizmetçi ile bir at gönderilmişti. Yola çıkıldı. Fakat binit bir tane olduğundan İbrahim Hakkı Hazretleri, Ömer -radıyallâhü anh-'ın Kudüs'e giderken kölesiyle beraber nöbetleşe deveye binmesi hususundaki ahlâk-ı hamîdeyi tatbik etti. |
|
|
|
Yıl: 2001 - Ay: Mart - Sayı: 181 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
|
Çanakkale Muharebesi günleriydi. Rumeli Mecidiye Bataryası düşman gemilerinden yapılan bombardımanlarla sukut etmişti. Raporu alan Müstahkem Mevkii Kumandanı Cevat Paşa, Çimenlik İskelesi'nden motoru ile bataryaya geçti. Durum vahimdi. Bir top hariç diğerleri kullanılmaz hâle gelmiş, personelin çoğu şehit olmuştu. Bunlardan kimisi canlı canlı toprak yığınları altında kalmıştı. Yaşayanlar da yaralıydı. |
|
|
|
Yıl: 2001 - Ay: Şubat - Sayı: 180 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
Ashab-ı kiramdan Ebû Derda Hazretleri Şam'da kadılık yapıyordu. Birgün halkın bir günahkâra sövüp saydıklarını işitti ve onlara:
"-Siz kuyuya düşmüş bir adam görseniz ne yaparsınız?" diye sordu.
Oradakiler:
"-İp sarkıtıp çıkarmaya çalışırız." deyince Ebû Derdâ Hazretleri bu defa:
"-Öyleyse günah kuyusuna düşmüş bu adama da niçin bir ip sarkıtıp onu kurtarmayı düşünmüyorsunuz?" diye sordu.
Şaşırdılar:
"-Sen bu günahkâra düşmanlık duymaz mısın?" dediler.
Ebû Derda Hazretleri de şu hikmetli cevabı verdi:
"-Ben, onun kendisine ve şahsiyetine değil, günahına düşmanım." |
|
|
|
Yıl: 2001 - Ay: Ocak - Sayı: 179 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- buğday satan bir adama rastladı. Satıcıya:
"-Nasıl satıyorsun?" diye sordu.
Adam da kendince anlattı. O esnada Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-'e:
"-Elini onun (buğdayın) içine daldır!" diye vahy (işaret) edildi.
Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem- de elini daldırdı ve buğdayın ıslak olduğunu gördü. Bunun üzerine
"-İnsanların görmesi için ıslak olanı üst tarafına koysaydın ya! Aldatan bizden değildir." (Müslim, İman, 164) buyurdu. |
|
|
|
Yıl: 2000 - Ay: Aralık - Sayı: 178 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
|
İnsan için vaad olunan dünyâ ve âhıret seâdeti, ancak Kur'ân'a râm olabilmek mukâbilindedir. Her hakîkat Kur'ân'da gizli, her seâdet îmânda zâhirdir. Cihânın en hayırlı ve mes'ûd insanları, Kur'ân gölgesi altında toplanan, onun hayat nûru ile nûrlanan ve onda fânî olanlar, yâni canlı bir Kur'ân hâline gelebilenlerdir. |
|
|
|
Yıl: 2000 - Ay: Kasım - Sayı: 177 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
İmâm Kuşeyrî anlatır:
Horasan sultanı ve kahramanlarından Amr bin Leys öldükten sonra onu sâlih bir zât rü'yâda gördü ve aralarında şu mükâleme geçti:
"-Allâh sana ne muâmelede bulundu?"
"-Allâh beni afvetti."
"-Allâh seni ne sebeple afvetti? Hayâtında nasıl bir amel işledin ki afva mazhar oldun?"
Bunun üzerine Amr bin Leys şöyle cevap verdi:
"-Günlerden birgün yüksek bir tepeye çıkmıştım. Oradan askerlerime baktım. Onların çokluğu ve ihtişamını seyredince: "Keşke Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem- zamanında vâkî olan gazvelere ordumla beraber iştirâk edip de O'nun uğrunda fedâ-yı cân eyleyen bahtiyarlardan olabilseydim..." diye hislendim. İşte bu niyet ve iştiyakımdaki ihlâs sebebiyle yüce Allâh, bana rahmetiyle muâmele ederek günâhlarımı bağışladı ve beni sonsuz nîmetleriyle mükâfatlandırdı." |
|
|
|
Yıl: 2000 - Ay: Ekim - Sayı: 176 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
İnsanoğlu hayra da şerre de meyyâl bir fıtrat ve istidad ile yaratılmıştır. Bu âlemin bir imtihan âlemi olmasına bağlı bulunan ve ilâhî tâyin ve takdîr ile gerçekleşen şu keyfiyet, âdemoğlunun hayır-şer, güzellik ve çirkinlik arasındaki ebedî medd ü cezrinin sebebidir. Bununla beraber hayır ve güzellikte matlub olan kemâl noktasına ulaşabilenler, hemen hemen yüce dağ zirveleri gibi nâdirattandır. Bu sebepledir ki, şarkın büyük dâhîlerinden Şeyh Sâdi-i Şirâzî, umûmî bir hükümle:
"İnsan nedir?" suâlini:
"Bir kaç damla kan, binbir endîşe!.." diye cevaplandırmıştır. |
|
|
|
Yıl: 2000 - Ay: Eylül - Sayı: 175 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
|
İlâhî güzellikler manzûmesi hâlinde dünyâya gelen insan, nefsinde gizlenen fısk u fücûr ve rûhâniyetinde bulunan takvâ temâyülleri ile baş başa bırakılmıştır. Yâni insan, hayra da şerre de meyyaldir. |
|
|
|
Yıl: 2000 - Ay: Ağustos - Sayı: 174 |
|
ALTINOLUK DERGİSİ
|
|
Kalbin mâsivâdan muhâfaza edilmesi ve dâimâ hayır telkînlerine muhâtab kılınması için, rûhâniyetlerinden feyz alınabilecek gönül ehli sâlih ve sâdıklarla ünsiyet zarûrîdir. Çünkü her uzuvda bir irâde bulunmasına rağmen yalnız kalbde irâde yoktur ve kalb, çevresinden gelen telkînlerin kendisine îrâs ettiği istikâmete tâbî olmak temâyülündedir. |
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 Sonraki > Sona Git >>
|
251 sonuçtan 101 - 110 arası gösteriliyor
|