Osman Nuri Topbas Osman Nuri Topbas
ANASAYFAHAYATIESERLERİSOHBETLERİMAKALELERİMÜLAKATLARIZİYARETÇİ DEFTERİFOTOĞRAFLARI
   ANASAYFA arrow MAKALELERİ
Kur’ân-ı Kerîm Eğitimi
Yıl: 2004 - Ay: Haziran - Sayı: 220
ALTINOLUK DERGİSİ
Hayatta binbir imtihan hâdiseleriyle karşı karşıya olan insanoğlu, kendi iç âleminde ciddî bir şuur ve tefekkür iklîmine girmek zorundadır. İnsanın idrâk gücünü aşan ebediyet yolculuğunun muammâsını sırf âciz bir akıl ile çözmenin imkânsızlığı ise meydandadır. Bu yüzden hayatın bu girift imtihan yolculuğunda beşer idrâkinin, ilâhî beyanların irşadına şiddetle ihtiyâcı vardır.
 
Can ve Mal
Yıl: 2004 - Ay: Mayıs - Sayı: 219
ALTINOLUK DERGİSİ
“Allâh mü’minlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır...” (et-Tevbe, 111)

İmtihan için gönderildiğimiz şu fânî âlemde, insanoğluna lutfedilen kıymetlerin başında “can ve mal” gelir. Mü’minler, bu kıymetleri ciddî gâyeler ve ulvî idealler uğrunda kullanmaya mecburdurlar
 
Nebevî Ahlâk ile Ahlâklanmak
Yıl: 2004 - Ay: Nisan - Sayı: 218
ALTINOLUK DERGİSİ
“Gel ey gönül! Hakîkî bayram, Cenâb-ı Muhammed’e vuslattır. Çünkü cihânın aydınlığı, O mübârek varlığın cemâlinin nûrundandır.” (Hz. Mevlânâ)
 
Riyâsette Emânet ve Mes’ûliyet Şuuru
Yıl: 2004 - Ay: Mart - Sayı: 217
ALTINOLUK DERGİSİ
Allâh Teâlâ, kâinâtı ve içindekileri insana emânet olarak âmâde kılmış ve bunların tasarrufu husûsunda onu mes’ul tutmuştur. Servet, evlâd, sıhhat, makâm, mevkî gibi bütün nîmetler insana tevdî edilmiş emânetlerdir. İnsan, bu emânetlere titizlikle riâyet etmek mecbûriyetindedir. Emânetlere gereği gibi riâyet edip o nîmetlerin gerçek sâhibi olan Allâh’ın rızâsı istikâmetinde tasarrufta bulunmak, ilâhî rahmet, mağfiret ve bereketi celbetmenin en mühim vesîlelerindendir.
 
İhsân ve Murâkabe
Yıl: 2004 - Ay: Şubat - Sayı: 216
ALTINOLUK DERGİSİ
Tasavvuf; kulun her zaman ve mekânda Cenâb-ı Hakk’ın mânevî huzûrunda bulunmakta olduğu şuurunu hatırında ve gönlünde dâimâ canlı ve zinde tutmasıdır. Çünkü ancak bu şuur içinde olan has kullar, ibâdet, muâmelât, hissiyât velhâsıl bir ömrü kuşatan bütün davranışlarına îtinâ ederler. Her nefes:

“…Biz ona (insana) şah damarından daha yakınız.” (el-Kâf, 16) âyetinin muhtevâsı içinde yaşarlar.
 
Hacc-ı Mebrur
Yıl: 2004 - Ay: Ocak - Sayı: 215
ALTINOLUK DERGİSİ
Hazret-i Âdem ve Havvâ -aleyhimesselâm- ile başlayan insanlık âilesi, dînî huzur ve saâdet iklîminde yaşamak üzere; bugün Mekke’deki Kâbe’nin yerini ilk ibâdethâne edinmişlerdir. Âdemoğulları değişen hayâtî ve ictimâî sebeplerle muhtelif beldelere yayılmış, aradan asırlar geçmiş, nesiller değişmiş, hak dînden sapmalar olmuş ve bir müddet sonra bu mukaddes mâbed kaybolmuştur. Hazret-i İbrâhim -aleyhisselâm- Cenâb-ı Hakk’ın emriyle onu tekrar binâ etmiş ve duâsı ile o beldenin bereketlenmesine vesîle olmuştur.
 
Hazret–i Mevlânâ’nın Gönül Sadâsı
Yıl: 2003 - Ay: Aralık - Sayı: 214
ALTINOLUK DERGİSİ
İnsanlar vardır; daha yaşarken mâzi olmuşlardır. İnsanlar vardır; asırlar önce yaşamış olmalarına rağmen, gönüllere hayat bahşeden nefesleri bugün bile dipdiridir. Yâni onlar, üzerlerinden yüzyıllar geçse bile mâzi olmayanlardır.
 
Ramazân–ı Şerif
Yıl: 2003 - Ay: Kasım - Sayı: 213
ALTINOLUK DERGİSİ
Ramazan ayı, oruç ibâdetiyle birlikte, namaz, sadaka ve nefis mücâdelesi yoluyla güzel ahlâka nâil olabilmek için müstesnâ bir kazanç mevsimidir. Feyiz ve bereket dolu bir Kur’ân hayâtı yaşatması ile de, ayrı bir kıymeti hâizdir. Ramazan ayı, fânîlikten bekâya uzatılmış bir nevî fazîlet köprüsü mesâbesindedir.
 
Kur'an ve Tefekkür -3-
Yıl: 2003 - Ay: Ekim - Sayı: 212
ALTINOLUK DERGİSİ
İnsanı kullukla mükellef kılan Cenâb-ı Hak, gökte ve yerde ne varsa hepsini ona âmâde kılmış1 ve bu kulluğu bir duygu derinliği ile yaşayabilmesi için insanı tefekkür istîdâdı gibi kalbî hassâsiyetler ile tezyîn etmiştir. Yine insanın îmânda kemâle ererek vuslata nâil olabilmesi için de “Üsve-i Hasene”, yâni “en güzel bir örnek ve rehber şahsiyet” sûretinde peygamberler gönderme lutfunda bulunmuştur.
 
Kur’ân ve Tefekkür -2-
Yıl: 2003 - Ay: Eylül - Sayı: 211
ALTINOLUK DERGİSİ
İnsanoğlu; diğer mahlûkat gibi et ve kemikten ibâret bir vücud olmaktan ziyâde, bir îcad bedîası yâni sanat hârikasıdır ki, Rabbe vuslat istîdâdını Cenâb-ı Hak, ona nasîb etmiştir. Yaratılışındaki şeref ve haysiyeti koruyarak kemâle eren bir insan; ilâhî feyizlere mazhar, kevnî ve ilmî tecellîlere kaynak, hayırlara mecrâ, muazzam bir kıymettir. Zîrâ Rabbi onu “ahsen-i takvîm” yâni en güzel yaratılış vasfına erdirmiştir.
 
<< Başa Dön < Önceki 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 Sonraki > Sona Git >>


Makaleleri
Son Eklenenler
 
En Çok Görüntülenenler
   2012 © www.osmannuritopbas.com
Erkam Bilisim