Osman Nuri Topbas Osman Nuri Topbas
ANASAYFAHAYATIESERLERİSOHBETLERİMAKALELERİMÜLAKATLARIZİYARETÇİ DEFTERİFOTOĞRAFLARI
   ANASAYFA arrow MAKALELERİ arrow GENÇ DERGİSİ
Tasavvufta Rabıta
Ocak 2012 Sayı 64
Tasavvuftaki “râbıta” mevzuuna dâir -müsbet ve menfî- çok farklı sözlerin sarf edildiğine şâhit olmaktayız. Râbıtanın aslı nedir ve râbı-tadan ne anlaşılmalıdır?
 
Gerçek Mahiyetiyle Tasavvuf Nedir?
Aralık 2011 Sayı 63
Tasavvuf, mü’minlerin iç âlemlerini tezkiye, terbiye ve ıslâh ederek, onları mârifetullah tecellîleriyle Hakk’a dostluk iklîmine ulaştırmayı hedefleyen bir ilimdir. Bu yolda en tesirli malzeme “muhabbet”, onun tezâhürü ise “âdâb”dır.

 
İnsanlığı Kuşatan Rahmet
Sayı 57 Haziran 2011
Efendim; Peygamber Efendimiz rʼin, İslâm’ın nûrunu gönüllere ulaştırmak için gösterdiği gayret ve hassâsiyet nasıldı? Oʼnun ümmeti olarak bugün İslâm’ı tebliğ ve temsil husûsunda sahip olmamız gereken mes’ûliyet duygusundan biraz bahseder misiniz?
 
İslam'ın Mahlukata Bakışı
Efendim; “İslâm’ın, mahlûkâta bakışta nasıl bir gönül hassâsiyeti telkin etmekte olduğunu îzâh eder misiniz?”
Âlemler Sultânı r Efendimiz, bir hadîs-i şerîflerinde:
 
“Dünya hayatında insanın istikbâline tesir edecek en mühim müessirler nelerdir?”
Efendim; “Dünya hayatında insanın istikbâline tesir edecek en mühim müessirler nelerdir?”
İnsan, bu dünyaya üç temel ihtiyaçla gelir. Bunlar gıdâ, ilim ve terbiye ihtiyacıdır.
Birinci ihtiyaç; Gıdâ:
İnsan, varlık âlemine adım attığı andan itibaren gıdâya muhtaçtır. Doğumundan evvel kordon vasıtasıyla annenin gıdâsıyla beslenir. Doğduktan sonra bir müddet anne sütüyle gıdâlanır. Daha sonra da her biri Cenâb-ı Hakk’ın birer lûtfu ve ihsanı olan çeşit çeşit gıdalarla, nimetlerle hayatiyetini devam ettirir.
 
GENÇLERLE HASBİHÂL - 1 Ömrün Baharı
Yıl: 2010 - Ay: Şubat - Sayı: 53
Ömür, sınırlı bir imtihan müddetidir. Bir sefere mahsus verilen ve tekrarı olmayan bir mühletten ibârettir. Zira dünyaya tekrar gelme imkânı olsaydı, ilâhî imtihanın sırrı ve mantığı ortadan kalkardı.
Ömür de, ölüm de bir sefere mahsus olduğundan, hayat nîmetini Hakkʼın rızâsına göre değerlendirmek ve sâlih ameller işleyip ölümü hazırlıklı olarak karşılamak îcâb eder. Âyet-i kerîmede buyrulur:
“O (Allah) ki, hanginizin daha güzel davranacağını imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratmıştır...” (el-Mülk, 2)
 
Gençlerle Hasbihal 2 Manevi Rehabilitasyon
Yıl: 2011 Ay: Mart Sayı 54
Günümüz insanı, büyük bir mânevî boşluk ve rûhî tatminsizlik içerisinde yaşadığından, pek çok psikolojik hastalıklarla karşı karşıya kalmaktadır. Nitekim günümüzde en çok revaçta olan klinikler de bu saha ile ilgili olanlardır.
Hâlbuki Asr-ı Saâdetʼe baktığımızda herhangi bir psikolojik rahatsızlık vakasıyla karşılaşmıyoruz; gelen rivâyetlerde böyle bir kayda rastlamıyoruz. Hadîs-i şerîflerde maddî hastalıklardan bahsedilip tedâvisine dâir bâzı tavsiyeler naklediliyor. Fakat rûhî bunalımın getirdiği bir hastalık bildirilmiyor.
 
Huzurlu Bir Toplum Hayatı
Yıl: 2010 - Ay: Aralık- Sayı: 51
Efendim; “Günümüz toplumlarının ahlâken büyük bir gerileme yaşadığı zamanımızda, ecdâdımızın altı asır boyunca huzurlu bir toplum hayatı yaşamasını temin eden ahlâkî fazîletlerine dâir neler söylemek istersiniz?”
Osmanlı Devleti’nin devamlılığını sağlayan îman, ahlâk ve bunların eseri olan muhteşem ve mükemmel ictimâî yapının mânevî kaynağını, hiç şüphesiz Kur’ân ve Sünnet teşkil etmektedir.
Öyle ki, İslâm târihinin sahâbe devrinden sonra en ihtişamlı safhasını teşkil eden Osmanlı Devleti, pâdişâhından çobanına kadar bütün halkının Allah sevgisi ve Peygamber muhabbetiyle temeyyüz ettiği bir devlettir. Yaratılana, Yaratan’dan ötürü sevgi ve merhamet nazarıyla bakıldığı; yetim, garip, yoksul ve kimsesizlerin hor görülmeyip değer verildiği; bütün dünyaya rahmet ve şefkat üslûbunun bilfiil sergilendiği o devrin keyfiyetini, ecdâdımızın kendi müşâhedeleriyle anlatmak mümkün iken, biz bu hususiyetleri, özellikle yabancıların îtiraf mahiyetindeki sözleriyle anlatmak istiyoruz. Zira biliyoruz ki asıl fazîlet, düşmanın bile ikrar ve îtirâfa mecbur kaldığı fazîlettir.
 
“Menfî şeylerden de hikmet ve ibret dersi çıkarılabilir mi?”
Yıl: 2010 - Ay: Aralık- Sayı: 51
Her şeye derin bir tefekkürle nazar edebilen kimse için bu cihan, binbir ibret ve hikmet sergisidir. Lâkin, gerek bu muhteşem sergiyi lâyıkıyla idrâk edebilmek, gerekse başa gelen müsbet-menfî hâdiselerden çıkarılması gereken hikmeti görüp ibret alabilmek, ancak kalbin yüksek bir kıvam ve seviye kazanmış olmasına bağlıdır. Zira bu seviyeye ulaşan bir gönül için, zaman rüzgârının esintisiyle dalında şekilden şekle ve renkten renge giren bir yaprak dahî, “mârifetullâhı ve ilâhî azameti anlatan bir dîvan” olur. Olgun kişi, o küçük yapraktan gönlüne nice hikmet ve ibretler devşirir. Her varlığın hayat macerasının hikmetlerini tefekkür eder. Böylece Allâhʼın kudret ve azametinin yüceliğini kavrayıp bütün hâl ve tavırlarının, rızâ-yı ilâhî istikâmetinde olmasına daha büyük bir gayret gösterir.
 
Dünyanın Beklediği Proje: Hakk'a Adanmış Gençlik
Yıl: 2010 - Ay: Kasım - Sayı: 50
Efendim; “Hakk’a Adanmış GENÇLİK” adlı eserinizde vermek istediğiniz mesaj nedir? Bu eserin yazılış gâyesini kısaca îzah eder misiniz?
İnsanoğlu, ilâhî imtihana tâbî bir varlık olduğu için, hayra da şerre de istîdatlı olarak yaratılmıştır. Yani hepimizin fıtratında, “fücûr”a da “takvâ”ya (iyiliğe de kötülüğe) meyil vardır. Hazret-i Mevlânâ bunu şu teşbihle îzah eder:
“Ey Hak yolcusu! Gerçeği öğrenmek istiyorsan; Mûsâ da, Firavun da ölmediler; bugün senin içinde yaşıyorlar, senin varlığına gizlenmişler, senin gönlünde savaşlarına devam ediyorlar! Bu sebeple birbirine düşman olan bu iki kişiyi kendinde araman gerekir!”
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Sona Git >>


Genç Dergisi Makaleleri
Son Eklenenler
 
En Çok Görüntülenenler
   2012 © www.osmannuritopbas.com
Erkam Bilisim