Osman Nuri Topbas Osman Nuri Topbas
ANASAYFAHAYATIESERLERİSOHBETLERİMAKALELERİMÜLAKATLARIZİYARETÇİ DEFTERİFOTOĞRAFLARI
   ANASAYFA arrow MAKALELERİ arrow BİZİM BAHÇE DERGİSİ arrow Osman Dede'den Nasihatler
Osman Dede'den Nasihatler
Gül Yüzlü Yavrularım!
Rabbimiz ilk insan olan Âdem Aleyhisselâm’ı cennette yarattı. Sonra onu kendisine kulluk etmekle imtihan etmek için dünyaya gönderdi. Hazreti Âdem, Rabbine çok dua etmesi ve güzel kulluk yapması neticesinde Allah Teâlâ tarafından tekrar cennete kabul edilecek. Cenabı Hak, Âdem Aleyhisselâm’ın nesli olan biz kullarını çok seviyor, bizim de kendisine güzel ibadet ederek ve güzel ahlâka sahip olarak cennete girmemizi istiyor. Rabbimiz bizden namaz kılarak, secde ederek kendisine sevgimizi ve yakınlığımızı göstermemizi istiyor.

Gözümün Nuru Evlatlarım!
Namaz, Cenâb-ı Hakk’ın bizi görüp işittiğini bilerek, düşüncelerimizle, duygularımızla, hareketlerimizle ve kalbimizle yalnız O’na yönelmektir. Çünkü namaz kılarken Allah’ın huzurunda onunla beraber oluruz. Onun önünde secdeye gideriz ve kalbimiz O’na en yakın hale gelir. Bunun için bütün peygamberler ve Peygamber Efendimiz -sallellâhü aleyhi vesellem- zorda kaldıklarında, problemler karşısında sabır gösterirlerdi. Allah’tan yardım istemek için namaz kılarlardı. Çünkü Cenâbı Hak, Kur’an’ı Kerim’de: “Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin.” ve “Ben size çok yakınım” buyuruyor. (Bakara Süresi, 45)
Sahâbe efendilerimiz ve büyük Allah dostları da bir yakınlarını kaybettiklerinde veya herhangi bir sıkıntıya düştüklerinde “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn”; “Ya Rabbi senden geldik sana dönüyoruz” derler ve çok namaz kılarlardı. Pekiyi biz, Rabbimiz’e ne kadar yakınız? Biz de Allah Teâlâ’ya olan yakınlığımızı namaz kılarak göstermeliyiz.
Peygamber Efendimiz, namazın insanın kalbini temizleyen bir ibadet olduğunu anlatmak için:
- “Kapınızın önünden bir nehir aksa ve siz bu nehirde her gün beş kere yıkansanız, acaba vücudunuzda hiç kir kalır mı, ne dersiniz?” buyurunca, dinleyenler:
- “Elbette üzerimizde hiç kir kalmaz.” dediler. Bunun üzerine Efendimiz:
- “İşte günde beş vakit namaz kılmak bir nehirde günde beş kere yıkanmak gibidir. Nehir sularının kirleri alıp götürmesi gibi namaz kılmak da kalpteki kirleri böyle alır götürür, tertemiz yapar.” (Buhâri, Mevâkit 6)
Buradan da anlıyoruz ki namaz, kullarını çok seven ve onlara son derece merhametli olan Rabbimiz’in bir hediyesidir.

Sevgili Yavrularım!
Gerçekten namaz kılarken ve secde ederken Cenâb-ı Allah’a en yakın ânımızı yaşarız. Çünkü namaz esnasında Yüce Rabbimizle aramızda çok özel bir bağ meydana gelir. Âdeta Rabbimiz’e kalbimizi açar O’nunla konuşuruz. Mesela namazların her rekâtında Fatiha süresini okurken kalbimizden ve dilimizden şu manalar dökülür.
“Allah’ım, şeytanın kötülüğünden sana sığınıyorum. İşime senin adını anarak başlıyorum. Sen merhametlisin ve merhametli kullarını seversin. Senin verdiğin her nimete muhtacım. Her halimde sana şükrederim. Beni bir insan olarak yaratman bile sana çok şükretmemi gerektirir. Zira Sen, beni bir solucan olarak da yaratabilirdin. Sen benim kıyamet gününde huzuruna güzel ahlakla, iyiliklerle ve sevaplarla gelmemi istiyorsun; Kıyamet gününü daima hatırlarım. Kıyamet gününün zorluğundan ve kötülüğünden korunmaya çalışırım. Benim Rabbim sensin. Ben ancak sana kulluk ederim. Zorda kaldığım da, sadece senin yardımını isterim. Çünkü yardıma ihtiyacı olmayan ve çaresiz kalmayan tek varlık sensin. Senin doğru yola ilettiğin, sevdiğin en yüce kulların olan peygamberlerin ve dostların gibi olmak istiyorum. Beni, seni tanımayan ve senin emirlerini yerine getirmeyip günahlarla kirlenip kalmış insanlardan uzaklaştır Allah’ım!”
İşte Rabbimiz, her namazda ve her rekâtta bu duygularla Fâtihâ’yı okumamızı isteyerek, daima kendisine yönelmemizi ve bağlanmamızı istiyor.
Namaz kılmaktan en çok zevk alan ve namazın manasını en iyi anlayan insan, Peygamber Efendimizdi. O, namaz kılarak Rabbine yaklaşmayı çok seviyordu. Her namazı hasretle beklerdi. Arkadaşlarıyla birlikte namaz kılmaktan çok hoşlanırdı. uzun namaz kılmaktan ayakları şişerdi. Fakat O, namazda okuduğu âyetlerin manalarını derin derin düşünmekten ve aldığı manevi hazdan dolayı vaktin nasıl geçtiğini âdeta fark etmezdi. Kimi zaman da kalbinin coşkun duygularına eşlik eden gözyaşları secde ettiği yeri ıslatırdı.
Bir keresinde Bilâl-i Habeşi, mescide gelip de Efendimiz’i böyle bir halde görünce:
- Ey Allah’ın Rasûlü, sizin geçmiş günahlarınız affedildiği halde ve hiç günah işlememenize rağmen niçin bu kadar namaz kılıp gözyaşı döküyorsunuz, deyince Âlemlerin Efendisi:
- “Ey Bilâl, Rabbime şükreden bir kul olmayayım mı?” Buyurdu. (Buhârî, Tefsîr, 48/2)
Peygamber Efendimizle böyle namaz hatırası olan birçok sahabe çocuklar vardı. Bunlardan biri olan Abdullah bin Abbas - Allah ondan râzı olsun - bir hatırsını şöyle anlatıyor:
- Ben Allah Rasûlü’nü ne zaman namaz kılarken görsem hemen gider yanı başında namaza dururdum. Oysa o sıralar namaz kılmayı henüz bilmezdim.
Bir gece, Allah Resulü’nün hanımı, teyzem Meymûne’nin evinde kalmıştım. O gece Allah Rasûlü de evdeydi. Birlikte yatsı namazını cemaatle kıldık. Sonra kendisi bir müddet uyudu ve gece tekrar kalktı. Teyzem de uyanmıştı. Onlar beni uyuyor zannetmişlerdi, fakat ben onların konuşmalarını duyuyordum. Allah Rasûlü bana bakarak:
- “Yavrucak uyumuş.” dedi. Ben de hemen gülümseyerek:
- Ben de kalkıyorum, dedim. Kalktım ve namaz için hazırlandım. Âlemlerin Efendisi beni sağ tarafına geçirdi. Teyzem de arkada olduğu halde cemaatle namazımızı kıldık. O gece kıldığım namazı ve ondan aldığım manevi lezzeti hiç unutmadım. (Buhâri, İlim, 41)

Altın Kalpli Yavrularım!
Namaz, aynı zamanda Allah’a karşı ona teşekkür borcumuzdur. Mesela, birine devamlı iyilik etseniz ve o size hiç teşekkür etmese “Ne kadar kaba insanmış!” diye düşünürsünüz. Oysa her zamana Rabbimiz’in verdiği nimetler içinde yaşıyoruz. O’nun bizi bir hayvan olarak değil, insan olarak dünyaya getirmesi ve Müslüman olarak yaşatması bile bizim için ne kadar büyük bir nimettir. Yediğimiz çeşit çeşit sebze ve meyveleri bir topraktan yaratan ve yarattığı hayvanlarla bal, süt, yumurta gibi farklı lezzetlerdeki yiyecekleri bizim hizmetimize sunan Rabbimize namaz şükrünü yerine getirmeliyiz.
Allah’a şükürler olsun ki bugün hür bir vatan üzerinde yaşıyoruz. Bayrağımız vatan semalarında şerefle dalgalanıyor. Bugün Filistin ve Lübnan’da da yaşıyor olabilirdik ve bunlardan mahrum olabilirdik. Bunun için nimetlerin kıymetini bilip şükretmemiz ve dünyadaki diğer kardeşlerimize namazlarımızdan sonra çok dua etmemiz lazım.
Rabbimiz, en güzel ibadetlerden biri olan namazı, kendisine teşekkür, sevgi ve hürmet duyguları içinde kılabilmeyi nasip etsin. Kıldığımız namazları kendisine yakınlaşmaya, O’nu daha çok sevmeye ve Onun da bizi sevmesine sebep kılsın. Âmin!
 
< Önceki   Sonraki >
Bizim Bahçe Dergisi Makaleleri
Son Eklenenler
 
En Çok Görüntülenenler
   2008 © www.osmannuritopbas.com
Erkam Bilisim