Osman Nuri Topbas Osman Nuri Topbas
ANASAYFAHAYATIESERLERİSOHBETLERİMAKALELERİMÜLAKATLARIZİYARETÇİ DEFTERİFOTOĞRAFLARI
   ANASAYFA arrow MAKALELERİ arrow BİZİM BAHÇE DERGİSİ arrow Osman Dede'den Nasihatler
Osman Dede'den Nasihatler
Temiz kalpli, Ak yüzlü Evlatlarım!
Sizlere, çok hoşunuza gidecek ve içinde bizim için çok mühim dersler olan bir hâdiseyi anlatacağım.
Hâkim bin Hizâm, çok sevdiği ve değer verdiği halası Hazreti Hatice’ye bir köle hediye etmek istiyordu. Öyle sevimli ve çok akıllı olduğu her halinden belli olan, sıradan kölelere hiç benzemeyen, henüz çocuk yaşta bir köle satın alıp halasına hediye etmişti. Hazreti Hatice, mâsum ve mahzun görünümlü Zeyd’i, daha ilk gördüğünde çok sevmişti.
Aradan bir müddet geçtikten sonra Hazreti Hatice, bütün dünyanın hayran olduğu Sevgili Efendimizle evlendi. Efendimiz Zeyd’i görünce çok sevdi ve Hatice’ye:
−Bu köle benim olsaydı, onu âzâd ederdim! deyince, Hazret-i Hatice de:
−O zaman senin olsun! dedi.
Peygamber Efendimiz de onu hemen âzat ediverdi. Zeyd âzat edilmesine rağmen, kendisine bu iyiliği yapan Efendisinin yanında kalmayı tercih etti. O’nun yanından hiç ayrılmadı.
Zeyd’in hayatının en mutlu günleri başlamıştı. Yeni Efendisi kendisini çok seviyordu. Ona hep güler yüzle, tatlı dille muamele ediyordu. O’nu adeta öz oğlu gibi seviyordu. Aynı sofrada yemek yiyorlar, aynı kaptan su içiyorlar aynı minderde sohbet ediyorlardı. Zeyd gerçekten hayâl bile edemeyeceği kadar mutluydu.
Zeyd de yeni Efendisini öz babası gibi, belki daha çok sevmişti. Her geçen gün O’na olan hayranlığı artıyordu. Bazı aileler, kölelerine her türlü hakareti yaparken onları insan yerine koymazken; onun Efendisi öfkelenmek şöyle dursun ona kaşlarını bile çatmamıştı. Gerçi Zeyd’de kendisine söz getirecek her türlü davranıştan uzak duruyordu.
Yıllar böylece geçti. Zeyd’in Efendisine olan muhabbeti gün geçtikçe arttı. Bu arada Zeyd, İslâm ile şereflenmiş, Allah Resûlü’ne ilk îman edenlerden olmuştu. Artık Efendisi aynı zamanda onun dünyada hiçbir şeyle değişmeyeceği canından daha değerli Peygamberi idi.
Fakat diğer taraftan bilmedikleri hâdiseler gelişiyordu. Zeyd’in babası ve amcası uzun soruşturmalardan sonra onun izini bulmuşlardı. Babası her ne pahasına olursa olsun Zeyd’i kurtaracaktı. Fakat bilmiyordu ki artık oğlu, bütün dünyadaki para ve mücevherlerle değişilmeyecek manevi bir zenginlik içindeydi.
Nihayet Zeyd’in babası Hâris ve amcası, Mekke’de Sevgili Efendimizin evine geldiler. Efendimiz onları güler yüzle, güzellikle karşıladı. Zeyd’in babası:
- Zeyd’in bedeli için dilediğini vermeye hazırız! Bize anlayışlı ve insaflı davranırsan sana minnettar kalırız! dedi. Efendimiz tebessüm ederek, buyurdu ki:
- Bundan başka bir çözüm yolu olamaz mı? Onlar merak içinde:
- Ne olabilir? dediler. Allah Resûlü:
- Zeyd’i çağıralım ve tercih yapması için serbest bırakalım. Eğer sizle gitmek isterse hiçbir ücret ödemenize gerek yok! Eğer benimle kalmayı tercih ederse, vallâhi benimle kalmak isteyeni hiç kimseye bırakmam!” buyurdu. Bunun üzerine Zeyd’in amcasıyla babası:
- Bize karşı çok insaflı davrandın, teşekkür ederiz, dediler.
Söz sırası Zeyd’e gelmişti. Hayatının kararını verecekti. Ya babası ve amcasıyla köylerine dönecek hayatının kalan kısmını öylece geçirecekti; ya da canından çok sevdiği Efendisi ile İslâm’ın huzur ve saadetini doya doya yaşayacaktı. Kendisine bu kadar iyilik yapan bu en güzel insana vefâsızlık ve sadâkâtsizlik yapamazdı. Efendisinin kendisine duyduğu derin muhabbeti de biliyordu. Efendisinin son sözleri de bunu gösteriyordu. Ve Zeyd hiç tereddüt etmeden kararını verdi:
- Efendim! Vallâhi ben hiç kimseyi Size tercih etmem! Siz benim için hem anne hem baba yerindesiniz.
- Ben Sizin yanınızda kalıyorum!!! Babası ve amcası şaşırmışlardı:
- Seni bu tercihi yaptıran şey nedir? şeklinde yakınmaları üzerine Zeyd:
- Ben bu Zâttan öyle sevgi, şefkât, merhamet ve güzel muamele gördüm ki hiç kimseyi asla O’na tercih etmem. Hiçbir zaman O’ndan ayrılmayacağım! dedi.
- Zeyd’in bu sadâkati Efendimizin çok hoşuna gitmişti. O, zaten Zeyd’den de bunu bekliyordu. Zeyd’i elinden tutup Ka’be’ye götürdü:
- Ey insanlar! Şâhit olunuz ki bundan böyle Zeyd, benim oğlumdur, diyerek onu evlat edindi.
Zeyd’in babası ve amcası, Zeyd’in mutluluğunu ve memnuniyetini görünce, mutluluk ve huzur içinde memleketlerine döndüler. Onlar Allah Resûlü’nü ve Zeyd’in saadetini gördükten sonra gerçekten doğru bir tercih yaptığını anladılar.
Zeyd’in kalbine Allah Resûlü’nün sevgisi hiç çıkmamak üzere yerleşmişti. Hayatının sonuna kadar Efendisinin yanından hiç ayrılmadı…
İnce duygulu, zarif evlatlarım!
Zeyd bin Hârise’nin (Allah ondan râzı olsun) Peygamber Efendimizle yaşadığı bu güzel hâdiseden birlikte dersler çıkaralım.
Allah Resûlü bütün köle ve câriyeleri “oğlum” “kızım” diye iltifat ederek çağırırdı. Efendimiz, Zeyd’e “bu köledir” diyerek, onu küçük düşürecek bir muamele de yapmadı. Biz de çevremizde bizden zayıf kişilere karşı kendimizi üstün görmeyelim, güzel muamele edelim. Çünkü onları da bizi de yaratan Allah’tır. Biz onların yerinde olabilirdik; onlar da bizim yerimizde olabilirlerdi.
Zeyd, Allah Resûlü’nü üzecek ve incitecek hiçbir iş yapmadı. Biz de ailemizi üzecek ve incitecek davranışlardan uzak duralım.
Zeyd’in Allah Resûlü’nden gördüğü şefkât ve iyiliğe karşılık onun yanında kalarak sevgi ve sadâkâtini gösterdi. Biz de kendilerinden iyilik gördüğümüz kişilerin iyiliğini unutmayalım, onlara dua edelim, vefâkâr ve sâdâkatli olalım.
Zeyd kendisine sadece dünya saadeti verecek anne babasının yerine; dünya ve âhirette mutluluğunu sağlayacak Allah Resûlü’nü tercih etti. Biz de, bizi saadete ulaştıracak Efendimizi ve O’nun yolundan giden Allah dostlarının öğütlerini gönülden dinleyelim ve onların sevgisini tercih edelim.
Zeyd bin Hârise, vefâlı ve sâdık olmasının karşılığında Alemlerin Efendisinin oğlu olmakla şereflendi ve adı tarihe geçti. Biz de Sevgili Efendimizin nasihatlerine uyarak O’na olan muhabbet ve bağlılığımızı gösterelim. Böylece O’nun manevî evlâdı olalım.
Rabbimiz: “İslâm, Kendim için seçtiğim en güzel dindir. Bu dîne inananlara ancak cömertlik ve güzel ahlâk yakışır.” buyuruyor. Peygamber Efendimize: “Sen çok yüce bir ahlâka sâhipsin” buyuruyor Eğer kıyâmet gününün zor anlarında Efendimizin yanında olmak istiyorsak, biz de O’nun gibi ince ruhlu, zarif, cömert ve güzel ahlâklı bir kul olalım.
 
< Önceki   Sonraki >
Bizim Bahçe Dergisi Makaleleri
Son Eklenenler
 
En Çok Görüntülenenler
   2008 © www.osmannuritopbas.com
Erkam Bilisim