Osman Nuri Topbas Osman Nuri Topbas
ANASAYFAHAYATIESERLERİSOHBETLERİMAKALELERİMÜLAKATLARIZİYARETÇİ DEFTERİFOTOĞRAFLARI
   ANASAYFA arrow MAKALELERİ arrow ALTINOLUK DERGİSİ
Evlâd Mes’ûliyeti
Yıl: 2005 - Ay: Ağustos - Sayı :234
Dünyâ; nîmetleri, muhabbetleri, emel ve hülyâlarıyla önümüze serilmiş geniş bir imtihan sahasıdır. Mal, mülk ve evlâd gibi dünyâya âit kıymetler de, âhiret sermâyesi yapılmak gâyesiyle tasarrufu bize bırakılmış imtihan mevzûlarıdır. Dolayısıyla dünyânın imkânlarını âhiret saâdeti için bir vâsıta hükmünde tutmak zarûrîdir. Âyet-i kerîmede buyrulur:

“Servet ve oğullar, dünyâ hayâtının süsüdür; bâkî kalacak olan amel-i sâlihler ise Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayırlı, hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır.” (el-Kehf, 46)
 
Rasûlullâh’ın İzinde
Yıl: 2005 - Ay: Temmuz - Sayı: 233
Ashâbın Îman Heyecânı

İslâm’ın nûrunu, eşsiz güzelliklerini, bilhassa incelik ve zarâfetini yakından tanıyabilmek, ancak asr-ı saâdetin gönül iklîmine girebilmekle mümkündür.

Asr-ı saâdet; insanlığa hidâyet rehberi olan Kur’ân-ı Kerîm’in nâzil olduğu, âlemlere rahmet olarak gönderilen Hazret-i Peygamber (s.a.v)’in yaşayarak şereflendirdiği bir devirdir.
 
Kur’ân-ı Kerîm’e Muhabbet ve Hizmet
Yıl: 2005 - Ay: Haziran - Sayı: 232
Kur’ân-ı Kerîm mü’minler için büyük bir hürmet ve muhabbet merkezidir. Çünkü o, bizim için bizâtihî Rabbimizin kelâmı ve aynı zamanda “hidâyet rehberi” olması dolayısıyla Cenâb-ı Hakk’ı hatırlatır. Bu sebeple de Kur’ân, “Rabbini tanıyan ve O’na muhabbetle yönelen” her gönülde engin bir muhabbet mevzuudur. Çünkü Muhammed ümmeti için en büyük ilâhî lutuflardan biri de Kur’ân-ı Kerîm’le şereflenmek olmuştur.
 
Toplumumuzdaki Kanadı Kırıklar: Yetimler ve Yoksullar
Yıl: 2005 - Ay: Mayıs - Sayı: 231
Cenâb-ı Hak, insanı kâinâtın en şerefli varlığı kılmış, yarattığı her şeyi de ona emânet etmiştir. Kendisine lutfedilen büyük bir salâhiyetle yaşayan insanın, Hâlık’ına karşı ciddî bir kulluk şuuru ve ihsân duygusu içinde bulunması zarûrîdir.
 
Muhabbet
Yıl: 2005 - Ay: Nisan - Sayı: 230
Muhabbet, fânî hayâtımızın tadı, neş’esi, huzur ve sürûrudur. Varlığın hamuru, muhabbet mayası ile yoğrulmuştur. Muhabbet istîdâdı, Rabbin kullarına en büyük lutuflarındandır. Bu bakımdan muhabbeti lâyıkına yöneltmek ve dostluğun hakîkatine ermiş gönüllerde kullanmak gerekir. Zîrâ muhabbetteki bu merhale, ilâhî muhabbete vuslatın bir basamağıdır. Fakat ne yazık ki insanların pek çoğu, ilâhî bir lutuf olan muhabbeti, fânî ve nefsânî arzular uğrunda hebâ etmektedirler.
 
Hak Dostlarının Gönül İklîminden Saâdet Damlaları-2- / Bir Günün Muhâsebesi
Yıl: 2005 - Ay: Mart - Sayı: 229
Cihânın en üstün varlığı olan insanın gerçek saâdeti; ruhlara ezâ ve ıztırap verecek pürüzleri bertarâf ederek, îman lezzeti ve ibâdetlerin huzuru ile dolu bir kulluk hayâtı yaşamasına bağlıdır. Bunun için de davranış mükemmelliği, incelik, zarâfet ve duygu derinliği gibi meziyetlerle müzeyyen bir ömür sürmelidir. Zîrâ ömür sermâyesi mahduttur. İnsan da başıboş bırakılmış değildir. İlâhî imtihân için bulunduğu bu dünyâda her fânî gibi birgün ölüm geçidinden âhiret âlemine intikâl edeceği muhakkaktır. Bu bakımdan insan, kendisine verilmiş olan emâneti zâyî etmeden, var oluş hikmetine ve insanlık haysiyetine yaraşır bir hayat yaşamalıdır.
 
Hak Dostlarının Gönül İklîminden Saâdet Damlaları -1- / Kalb-i Selîm
Yıl: 2005 - Ay: Şubat - Sayı: 228
İlâhî hikmetler dershânesi olan şu imtihan âleminde, Rabbimiz, biz kullarını hakîkate ulaştıracak birçok vesîleler lutfetmiştir. Birer hidâyet rehberi olan ilâhî kitaplar, peygamberler ve evliyâullâh, dâimâ insanlığı hak ve hakîkate sevk ederek Cenâb-ı Hakk’ın “cennet dâvetine” elçilik yapmaktadırlar. Zîrâ Rabbimiz: “Allâh, kullarını Dâru’s-Selâm’a (saâdet yurdu cennete) dâvet ediyor...” (Yûnus, 25) buyurmaktadır.
 
Saâdet Çağından Hâtıralar: TEBÜK
Yıl: 2005 - Ay: Ocak - Sayı: 227
Dünyâ misâfirhânesine gelen her fânî, kaçınılmaz ve mutlak bir hakîkat olan “ölüm”ü tatmak mecbûriyetindedir. Ölüm, fânî günlere vedâ ve ebedî âleme, yâni mahşer sabâhına intikâlin birleştiği noktadır. Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

“Kabir, dünyâ konaklarının sonuncusu, âhiret menzillerinin ilkidir.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned, I, 63) buyurmuştur.
 
Hubb-i Riyâset ve İdârî Mes'uliyet
Yıl: 2004 - Ay: Aralık - Sayı: 226
İmtihan gâyesiyle dünyâya gönderilen insanın gerçek huzur ve saâdeti, ruhlara ezâ veren pürüzleri bertaraf edip ulvî duygularla îman şerefine mütenâsip bir hayat yaşamasındadır. Bunun için de, ebedî saâdeti gölgeleyen ve ruhları zehirleyen nefsânî sıfatlardan arınmak şarttır. Bunlar içinde ilk olarak ifâde edilmesi gereken; hubb-i riyâset, yâni baş olma sevdâsı, makam ve şöhret ihtirâsıdır.
 
Saâdet Çağından Hâtıralar -UHUD-
Yıl: 2004 - Ay: Kasım - Sayı: 225
İnsanın mayası, ilâhî bilgiler ve lâhûtî hakîkatlerle donanmış; varlık hamuru, dînî neş’elerle yoğrulmuştur. Bu sebeple Hakk’a îman ve îtikad, Âdem -aleyhisselâm- ile başlamış ve ilk insan, ilk peygamber olarak gönderilmiştir.
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>


Altınoluk Dergisi Makaleleri
Son Eklenenler
 
En Çok Görüntülenenler
   2008 © www.osmannuritopbas.com
Erkam Bilisim