Osman Nuri Topbas Osman Nuri Topbas
ANASAYFAHAYATIESERLERİSOHBETLERİMAKALELERİMÜLAKATLARIZİYARETÇİ DEFTERİFOTOĞRAFLARI
   ANASAYFA arrow MAKALELERİ arrow ALTINOLUK DERGİSİ
II. Bayezîd Han-ı Velî
Yıl: 1996 - Ay: Ekim - Sayı: 128
II. Bayezîd Han, üstün bir devlet adamı olduğu gibi, aynı zamanda san'atkar bir mizaç ve şahsiyyete de sahipti. Bestekar, şair ve hattat olarak da temayüz etmiştir. Zîra şehzadeliğinde, sadece fennî ilimleri tahsîl etmekle iktifa etmemiş, manen de büyük zatların üstün terbiyeleriyle yetişip olgunlaşmıştır. Ebu's-Suûd Efendi'nin babası Muhyiddîn-i İskilibî gibi devrin birçok evliyasının teveccühlerini kazanmış, onların tasarruf, himmet ve dualarını almıştı. Birçok hayır müessesesi kurarak, asıl tahtını, ahlak, fazilet ve adalet dolu idaresiyle halkının gönlüne kurmuştu. Bu yüzden kendisine "velî" sıfatı verilerek "Bayezîd-i Velî" diye anılagelmiştir.
 
Fâtih Sultan Mehmed Han - 2
Yıl: 1996 - Eylül - Sayı: 127
Zengin ile fakir, sultan ile köylü aynı hakka sahipli. Gayr-i müslimlerin haklarına ise, onları vedîatullah, yani devlete Allah tarafından emanet edilmiş, korunmaya muhtaç kimseler olarak kabul olunduklarından daha çok riayet edilirdi. Bu yüzden gayr-i müslimleri hiç kimse incitmezdi. Osmanlı'nın bu adaletini gören hıristiyanlar, onlara adeta aşık oldular. Bilhassa Rumeli'deki fütuhatın sür 'atle genişlemesinde bu dillere destan Osmanlı adaleti pek müessir olmuştur.
 
Fâtih Sultân Mehmed Han - 1
Yıl: 1996 - Ağustos - Sayı: 126
Yedinci Osmanlı Sultanıdır. Rasûlullah (s.a.v.)'in iltifâtına mazhar olmuştur. Sultanlığının yanısıra din ve fen ilimlerini de ikmâl etmiş bir âlim, aynı zamanda ince rûhlu bir şair ve derin bir gönle sahip, derviş rûhlu hassas bir insandı.
 
I. Murâd Han (Hüdavendigâr)
Yıl: 1996 - Ay: Temmuz - Sayı: 125
Orhan Gazî'nin oğlu l. Murad Han, Osmanlı Padişahları'nın üçüncüsüdür. 1326'da Nilüfer Hatun'dan Dünya'ya geldi. Doğduğu sene, dedesi Osman Gazî vefat etmiş ve Bursa fethedilmişti.
 
Orhan Gazi
Yıl: 1996 - Ay: Haziran - Sayı: 124
Osmanlı sultanlarının ikincisidir. Babası Osmân Gâzî, annesi ise Osmânlı Devleti'nin mânevî mimarı Şeyh Edebali'nin kızı Mal Hatun'dur. Orhan Gâzî'nin ve devlet ricâlinin şahsiyeti, Edebali'nin (k.s.) mânevî terbiyesi ile şekillenmiştir Genç yaşından itibaren Bizans tekfurları ile yapılan gazalara iştirak etmiştir. Esir alınan Yarhisar tekfurunun müslüman olan kızı Nilüfer Hatun ile evlendi. 1326'da Bursa'yı fethetti. Bu sırada ölüm döşeğinde bulunan babası Osmân Gâzî, buna çok sevindi. Oğlunu yerine ta'yin etti.
 
Osman Gazi
Yıl: 1996 - Ay: Mayıs - Sayı: 123
Osmanoğulları, Orta Asya'dan göç edip Anadolu'ya geçen Oğuz Türkleri'nin Kayı aşiretindendir. Osman Gazî, Ertuğrul Gazî'nin üç oğlundan biridir. Yüksek kabiliyetinden ve idaredeki dirayetinden dolayı, babasının vefatını müteakib, diğer bütün beyler, en küçük evlad olmasına rağmen O'nu ittifakla aşiretin reîsi olarak tanıdılar.
 
Ömer Bin Abdülaziz
Yıl: 1996 - Ay: Nisan - Sayı: 122
Ümmete kucak açan ve sevgi odağı olan bu vakıf müesseseleri, ancak vakıf insanlarla hayatiyyetini devam ettirir. Vakıf müesseselerinin ömrü de, ekseriya bu vakıf insanların ömürleri kadardır. Bugün o diğergam insanların îman ve vecd dolu gönüllerin ruhî derinliklerine inebilmek, onları duymak, anlamak ve onların gönül yapılarından hisse almak mecburiyetindeyiz. Manevî ışıklarla ruhumuzun derinliklerine girip, bugün darüssıla hasretini çektiğimiz gibi o yapıya kavuşmamız zarurîdir.
 
Adetullah (İlahi Kanunlar) daki İstisnaların Hikmeti
Yıl: 1996 - Mart - Sayı: 121

İnsanı îman ile mükellef kılan ve onu bu maksad ile dünyaya gönderen Cenâb-ı Hakk, beşerin içinde yaşadığı alemi de adetullah denilen birtakım ilâhî kanun ve kaidelere tabii kılmıştır. Mesela, güneşin doğup batması, gündüz ve gecenin birbirini takib etmesindeki intizam gibi ilâhî tayinle olan bu gibi hususlar, asla değişmez ve değiştirilemezler. Aslında sihir ve manyetizma gibi harikalar da, adetullah dediğimiz kanunlardan bir kısmının kullanılmasıyla gerçekleşir.

 
Tasavvuf ve İlm-i Ledünnî
Yıl: 1996 - Şubat - Sayı: 120
Rasûlullah (s.a.), Cenab-ı Hakk'dan üç türlü ilim telakkî etmiştir. Birincisi, kendisi ile Allah (c.c.) arasında mahfuzdur. Bu ilim, beşer idrakinin üzerinde olduğundan nâsa fâş olunmamıştır. Yalnız Allah Rasûlü'ne mahsus kalmıştır. Cebrail (a.s.):

"Ya Rasûlallah! Ben senin hakîkatini idrak edebilsem, yanına gelemezdim." buyurmuştur.
 
Hakk'ın Tercümanlığı
Yıl: 1996 - Ay: Ocak - Sayı: 119
Allah'ın (c.c.) mübarek isimlerinden biri de "el-Hakk"dır. Bu sıfat-ı ilahîyenin îcabı olarak mutlak hakimiyet ve saltanat O'na aittir. Hakk'ın bu saltanat ve hakimiyetini kabul etmeyenler, eninde sonunda Hakk'ın acı intikamına dûçar olur ve sefalete sürüklenirler. Hakk'a sığınmak, hakkı yaşamak, faili için izzet; zıddı olan nefse yaltaklanmak ise, zillet ve hüsrandır.
 
<< Başa Dön < Önceki 11 12 13 14 15 16 17 18 Sonraki > Sona Git >>


Altınoluk Dergisi Makaleleri
Son Eklenenler
 
En Çok Görüntülenenler
   2008 © www.osmannuritopbas.com
Erkam Bilisim