|
|
Gönülleri Sevgi Dolu Yavrularım!
Her biriniz, cennet gibi güzel vatanımızın bir şehrinde, kasabasında veya köyünde bulunuyorsunuz. Birbirinizi göremeseniz de en içten sevgilerle, gülümseyen yüzlerle birbirinizle kaynaştığınızı görür gibiyim. Dünyanın her neresinde olursak olalım, kalplerimizi birbirimize açan; bizi, birbirimize bağlayan şeyin ne olduğunu biliyor musunuz? Bu, Allah Teâlâ’nın kalplerimize yerleştirmiş olduğu kardeşlik sevgisidir.
|
|
|
|
|
|
Tertemiz yürekli evlatlarım!
Gökyüzünde uçuşan kuşlar ya da yeleleri rüzgârda savrulan atlar mı? Ya da yemyeşil meralarda otlayan buzağılar, zıplayan kuzular mı?
Yoksa denizlerde, ırmaklarda rengârenk, çeşit çeşit balıklar mı? Ağaçlardan çiçeklere uçuşan arılar, kelebekler, renk renk böcekler mi?
En çok sevdiğiniz hayvanlar hangileri?!
Hepsi ne kadar değişik ne kadar güzel ve sevimli, değil mi?!
|
|
|
|
|
|
Gül Yüzlü Yavrularım!
Rabbimiz ilk insan olan Âdem Aleyhisselâm’ı cennette yarattı. Sonra onu kendisine kulluk etmekle imtihan etmek için dünyaya gönderdi. Hazreti Âdem, Rabbine çok dua etmesi ve güzel kulluk yapması neticesinde Allah Teâlâ tarafından tekrar cennete kabul edilecek. Cenabı Hak, Âdem Aleyhisselâm’ın nesli olan biz kullarını çok seviyor, bizim de kendisine güzel ibadet ederek ve güzel ahlâka sahip olarak cennete girmemizi istiyor. Rabbimiz bizden namaz kılarak, secde ederek kendisine sevgimizi ve yakınlığımızı göstermemizi istiyor.
|
|
|
|
|
|
Tertemiz Yürekli Evlatlarım!
Bundan 14 asır önceydi. Mübarek şehir Mekke’nin semaları kapkara bulutlarla kaplanmıştı. Gökyüzü sanki bir avuç Müslümanın çektiği acıları paylaşıyordu. Allah Rasûlü üzgündü. Yüreği yanıyordu. Ama en çok düşündüğü sahabeleri idi. Yıllardır müşriklerin zulmü altındaydılar, dayanacak güçleri kalmamıştı. İbadetlerini gönül huzuruyla yerine getiremiyorlardı. “Allah’a inandık.” dediklerinde zulüm görmeyecekleri; namaz kıldıklarında dövülmeyecekleri, “Peygamberimi seviyorum.” dediklerine hakaret ve alay edilmeyecekleri bir vatan lâzımdı!
|
|
|
|
|
|
Gül Yüzlü Yavrularım!
Güzel dinimiz İslâm, bize ulaşıncaya kadar ne çok sıkıntılar çekildi. Peygamber Efendimiz’le birlikte ilk Müslümanlar çok eziyet ve işkencelere uğradılar. Çöllerde günlerce aç, susuz bırakıldılar. Kızgın demirlerle vücutları dağlandı. Sümeyye vâlidemiz, bir ayağı bir deveye, bir ayağı diğer deveye bağlandı ve farklı tarafa sürülen develerin arasında şehit oldu. Fakat onlar sabrettiler, yeni dinlerinden ne pahasına olursa olsun vazgeçmediler. Onlar Peygamber Efendimiz’i o kadar çok sevmişler ve O’na o kadar sıkı bağlanmışlardı ki evlerini, ana-babalarını, mallarını terk etmek hatta canlarından vazgeçmek bile onlara zor gelmedi. Kendileri en zor, en sıkıntılı anlarda bile “Anam, babam, canım Sana fedâ olsun yâ Rasûlallâh!” dediler.
|
|
|
|
|
|
Sevgili Yavrularım!
İçinde yaşadığımız âleme hiç dikkatlice baktınız mı?
Denizlerin derinliklerinde milyarlarca canlı var. Trilyonlarca kilometre uzakta görmediğimiz nice yıldızlar var.
Bütün bunlar niçin?
Rabbimizin ifadesiyle hepsi insan için. Çünkü insan, yaratılmışların en üstünü, en güzeli... Çünkü insan, kâinatın gözbebeği… Çünkü insan Allâh’ın en çok sevdiği varlık.
|
|
|
|
|
|
Benim Nur Yüzlü Yavrularım!
Yaz tatiline girmekte olduğunuz şu günlerde, birçoğunuz katılacağınız yaz kursuna şimdiden karar vermişsinizdir. Hem gezip eğleneceğiniz, hem yeni arkadaşlıklar kuracağınız hem de dininizi daha güzel öğreneceğiniz faaliyetlere katılmak istiyorsunuz.
Sevgili Peygamberimiz de siz gençlerin dinlerini iyi öğrenmesini, iyi bir Kur’an kültürüne sahip olmasını çok isterdi. Kur’an-ı Kerîm’i güzel okuyup manâsını anladığımızda ve ondan öğrendiklerimizi hayatımıza geçirdiğimizde Kur’an’ın bizim dünya ve ahiretimiz için mutluluk kaynağı olacağını ifade ederdi.
|
|
|
|
|
|
Sevgili Yavrularım!
Hani her gün semâları çınlatan ve beş vakit hiç susmayan, dinlerken içimizi ruhânî duygular kaplayan ezanlar, Allah’tan bizlere ne güzel bir çağrı değil mi? Ya söylerken içimizin ürperdiği, içimizdeki kahramanlık heyecânını ve millî duygularımızı zirveye çıkartan İstiklâl Marşımız size neler hissettiriyor? Peki, göklerde nazlı nazlı dalgalanarak îmânımızı, nâmus ve şerefimizi temsil eden mübârek bayrağımız size neler anlatıyor? Bütün bunları kaybetmemek için sahip olmamız gereken biricik şey ne nedir, hiç düşündünüz mü? Evet, vatandır. Bizden önceki şehitlerimizin bizlere bıraktığı en değerli emânet ve mirastır vatanımız.
|
|
|
|
|
|
Gül yüzlü yavrularım!
Biz Sevgili Efendimizle beraber yaşamadık; O’nun nur yüzünü hiç görmedik, sohbetini dinlemedik; O’ndan on dört asır sonra dünyaya geldik ama O’nu çok seviyoruz. Efendimizin hayatını okudukça, hadîs-i şeriflerini dinledikçe kendimizi O’na daha yakın hissediyoruz. Sahabe Efendilerimizin Peygamber Efendimizle yaşadıkları hâdiseleri, geçirdiği zamanları sanki biz yaşamış gibi gönüllerimizi maneviyat kaplıyor. Kalplerimizde O’nun muhabbetinin her geçen gün daha da arttığını hissediyoruz.
|
|
|
|
|
|
Temiz kalpli, Ak yüzlü Evlatlarım!
Sizlere, çok hoşunuza gidecek ve içinde bizim için çok mühim dersler olan bir hâdiseyi anlatacağım.
Hâkim bin Hizâm, çok sevdiği ve değer verdiği halası Hazreti Hatice’ye bir köle hediye etmek istiyordu. Öyle sevimli ve çok akıllı olduğu her halinden belli olan, sıradan kölelere hiç benzemeyen, henüz çocuk yaşta bir köle satın alıp halasına hediye etmişti. Hazreti Hatice, mâsum ve mahzun görünümlü Zeyd’i, daha ilk gördüğünde çok sevmişti.
|
|
|
|
| << Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >>
| 13 sonuçtan 1 - 10 arası gösteriliyor
|
|
| Bizim Bahçe Dergisi Makaleleri |
|
|
|