Yıl: 1994 Ay: Aralık - Sayı: 106 |
|
Çöl ortasında fakir bir bedevî, çadırında hanımıyla oturuyordu. Bir gece hanımı;
"- Bütün yoksulluğu, cefayı biz çekiyoruz. Herkesin ömrü bollukla geçiyor. Sadece biz fakiriz. Ekmeğimiz yok, katığımız üzüntü. Testimiz yok, suyumuz göz yaşı... Gündüzün elbisemiz güneş, geceleyin döşek ve yorganımız ay ışığı. Açlığımızdan dolunayı okkalık ekmek sanarak, gökyüzüne saldırıyoruz... Bizim halimiz ne olacak böyle?" diye dert yandı. |
|
|
|
Yıl: 1994 - Ay: Kasım - Sayı: 105 |
|
Azerbaycan İntibaları... |
|
|
|
Yıl: 1994 - Ay: Ekim - Sayı:104 |
|
Sultanın sarayında birgün Çin ressamları:
"Biz, Türk ressamlarından daha ileri, daha hünerliyiz." diye bir iddiada bulunurlar. Buna karşılık Türk ressamları:
Hayır, biz daha üstünüz. Bizim hünerimiz daha ileridir" diyerek bu iddiaya karşı gelirler. |
|
|
|
Yıl: 1994 - Ay: Eylül - Sayı: 103 |
|
Uçsuz bucaksız bir ormanda azılı bir arslan yaşamaktadır. Ormandaki bütün hayvanlar korku içindedirler. Böyle yaşamaktansa bir çare ararlar. Düşünür, taşınır, aralarından bir heyet seçerek arslana gönderirler: |
|
|
|
Yıl: 1994 - Ay: Ağustos - Sayı: 102 |
|
Bir gün Mecnun hasta olup yatağa düşer. Tedavî için bir doktor çağırırlar. Doktor "Damardan kan almak gerek'" diyerek Mecnun' un kolunu bağlar. Tam iğneyi batıracağı sırada Mecnun bağırır; |
|
|
|
Yıl: 1994 - Ay: Temmuz - Sayı: 101 |
|
Hazreti Süleyman (a.s.)'ın sarayına bir kuşluk vakti saf bir adam telaşla girer. Nöbetçilere, hayatî bir mes'ele için Hz. Süleyman (a.s.)'la görüşeceğini söyler ve hemen huzura alınır. Hz. Süleyman (a.s.), benzi sararmış, korkudan titreyen adama sorar: |
|
|
|
Yıl: 1999 - Ay: Mayıs - Sayı: 99 |
|
Peygamber (s.a.v) Efendimiz Hazretleri bundan 1400 küsur sene evvel, İstanbul'un ehemmiyetine ve bu mübarek beldeyi fethedecek kumandan ve askerlerin şerifine işaret ederek, fethi bu suretle teşvik buyurmuşlardır. Ardarda gelen "Sahabi Orduları" nın uzun çölleri aşarak üç bin kilometrelik bir mesafeyi kat edebilmeleri hep bu şerefe nail olabilmek içindi. |
|
|
|
Yıl: 1994 - Ay: Mart - Sayı: 97 |
|
Hata ve onun neticesi olan ızdırap, insan yaratılışı ile başlar. Zira ilk ceddimiz Adem (a.s.) da murad-ı ilâhî icabı bir zelleye düçar olmuştur. Bunun neticesi olarak Cennetten tard edilip Dünya'ya gönderilişi ile ilk ızdırap tadılmış olur. |
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 11 12 13 14 15 16 17 18 19 Sonraki > Sona Git >>
|
188 sonuçtan 181 - 188 arası gösteriliyor
|