Osman Nuri Topbas Osman Nuri Topbas
ANASAYFAHAYATIESERLERİSOHBETLERİMAKALELERİMÜLAKATLARIZİYARETÇİ DEFTERİFOTOĞRAFLARI
   ANASAYFA arrow MAKALELERİ arrow ALTINOLUK DERGİSİ
Şişede Türk Kanı
Yıl: 2002 - Ay: Mart - Sayı: 193
Osmanlı Devleti'nin son günlerinde devlete ârız olan zaafların, batılılaşmış yarı câhil bir kadronun ihânet ve acziyyetinin eseri olarak gerçekleştiği mâlumdur. Bundan istifâde ederek son darbeyi vurmak isteyen düşmanların ilk olarak açtıkla-rı cephe Trablusgarb Harbi'dir.
 
Kâinâtta Zikrullah ve Seher
Yıl: 2002 - Ay: Şubat - Sayı: 192
"Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbih eder. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbîhini anlamazsınız..." (el-İsrâ, 44)
 
Zirvelerin Ulvî Basamağı Hizmet
Yıl: 2002 - Ay: Ocak - Sayı: 191
Ahlâk, İslâm dîninin özü, esası ve -âdetâ- bizzat kendisidir. Mü'min olmak, İslâm ahlâkına sahip olmaktır. Beşeriyyetin ahlâkı, Kur'ân ve sünnet ile kemâl bulmuştur. Dolayısıyla İslâm ahlâkının esâsını ararsak, onu, Rabb'e aşk ve ihlâs ile yönelişte; bu yönelişin yegâne nişanını da hiç şüphesiz "hizmet"te buluruz. Zîrâ «hizmet eden himmete nâil olur» düstûru çerçevesinde hizmet, gönülleri ilâhî zirvelere ulaştıracak müstesnâ ve ulvî bir basamaktır.
 
Tevbe ve Gözyaşı
Yıl: 2001 - Ay: Aralık - Sayı: 190
Bir terzi, sâlihlerden bir zâta;

"-Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in: «Allâh Teâlâ, günahkâr kulunun tevbesini, canı boğazına gelmeden kabûl eder.» hadîs-i şerîfi hakkında ne buyurursunuz? diye suâl etti.
 
İslâm İnsanın İhyâsıdır
Yıl: 2001 - Ay: Kasım - Sayı: 189
Şu husus tarihî bir gerçektir ki, Âlemlerin Efendisi, zulüm ve anarşi içinde boğulmakta olan insanlığı, îmânın en kıymetli meyvesi olan merhamet ve şefkatiyle kucaklamış, rahmet ve dostluk dolu yüce davranışlar manzumesi ile nice kin ve intikam saflarını muhabbet hâleleri hâline getirmiştir. Onun bi'setinden evvel insanlar, çocukluk çağından başlayarak döven, zulmeden, işkence yapan, hemcinsine saldıran kimselerdi. Ancak o mübârek varlığın elinde her biri, merhamet güneşinin kendilerinde doğuşu ile bu sefaletten kurtuldu; seâdeti tattı ve kendileri de kıyâmete kadar gelecek bütün insanlığa müstesnâ rehberler oldu. İslâm'ın ulvî ve yegâne düsturları, birer yıldız misâli onların hayatından bizlere aksetti.
 
Dostluk!..
Yıl: 2001 - Ay: Ekim - Sayı: 188
Rivayet edildiği üzere birgün Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem- hastalanmıştı. Bunu duyan peygamber âşığı Ebû Bekir -radıyallâhü anh-, derhâl mübârek hâl ve hatırlarını sormak için Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-'in ziyâretine koştu. Ancak o Âlemler Efendisi'ni rahatsız bir hâlde görünce dayanamadı ve eve döndüğünde teessüründen yatağa düştü.
 
İstiğnâ
Yıl: 2001 - Ay: Eylül - Sayı: 187
Mekkeli muhâcirlerden Abdurrahman bin Avf -radıyallâhu anh- anlatır:

"Biz her şeyimizi Mekke'de bırakıp Medîne'ye hicret ettiğimiz sıralarda Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, benimle Ensar'dan Sad bin Rebî arasında kardeşlik kurmuştu. Bunun üzerine, Sad bin Rebî:

"-Ben, mal bakımından Ensâr'ın en zenginiyim. Malımın yarısını sana ayırdım. İşte malım, buyur." dedi.
 
İlm-i Nafi -Faydalı İlim-
Yıl: 2001 - Ay: Ağustos - Sayı: 186
Bir nahiv (dilbilgisi) âlimi gemiye binmişti. Sefer esnâsında ilmine mağrur bir şekilde gemici ile sohbete koyuldu. Gemiciye zaman zaman muhtelif suâller sordu ve muhâtabından cevabını alınca da gemiciye karşı ilmiyle iftihâr etmek üzere:

"-Yazık! Ömrünün yarısını câhilliğin yüzünden hebâ ve ziyân etmişsin." diyerek onunla istihzâ etti.
 
Âh Vefâ!..
Yıl: 2001 - Ay: Temmuz - Sayı: 185
"Eğer gönlün, yârine gerçekten bağlı ise, gözünü aç da şükret; vefâdan bahset! Dikeni bırak da gülden nasîb almağa bak!"

Hazret-i Mevlânâ
 
Velâdet İkliminden Âlemleri Kuşatan Rahmet ve Aşk
Yıl: 2001 - Ay: Haziran - Sayı: 184
Sordum sarı çiçeğe
Gül sizin neniz olur?
Çiçek eydür ey derviş!
Gül, Muhammed teridir
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>


Altınoluk Dergisi Makaleleri
Son Eklenenler
 
En Çok Görüntülenenler
   2009 © www.osmannuritopbas.com
Erkam Bilisim